bugün!
işte şimdi!
anla be kardeşim bugün!
sudan'da yüz seksen yedi tebessüm
güzel kardeşim, canım kardeşim, aziz kardeşim
uzat ellerini!
erken vedalara alışıksın, bilirim eğildiğini kaşlarının
sen bir dağsın, sen bükülmeyecek çelikten külçe
ebabiller senin kanatlarından havalanır,
..................................................bir hayır duasına başlayarak bitirdin sözlerini…
bağlandı postal…
her eylülde, dallarında çiçekleriyle açıldı
annem göğü taşır, ben sözlerini ölülerin
yaratıldım, bilirim baştan başa gözlerini gecelerin
ellerim dağıtır nasılları, koynuna girmeden kitapların
insanım ben, uyurum dallarına sarılarak
büyük bir günahın
nedir kopup kopup dönmek kandillerde
gözlerine değil ellerine dokunacaksın
gariplerin uğramadığı evlerde
öğretiler, söylevler ve goncalanmış çiçekleri bulamayacaksın
kimsesizliğini haykırıyor yalancı kalabalığı şehrin
ellerimizde kiri, pisi ve siyahlığı asfaltın
su dilli leyleklere eski yağmurlarını getirecek
çocukluğumun tekerlemeleri
matineler, tirenler ve gıri aydınlığıyla ankara
bağlanarak gecesinden gecesinden
verem savaş dispanserleri, kanser araştırma merkezleri
“evet yazılmıştır, evet görülmüş
dönerek dallarında söğütlerin mahfil mahfil
karanlığına ant içerek gecenin, varılmıştır”
(Ölmüş Serçeler Destanlaması, Bab-ı Hazan)
omuzlarında yanan ateşi körükler izzetiyle
gözlerinde emr-i bil maruf kuşları
portakal mevsimine uçar elleri
körlük aptallığın senedine yazılmış tarihtir
şaklar kırbacı şırak şırak şırak
işte şu bahar
ki ellerini yıkayarak çıkıyorsun insanlardan
kabasaba sabahlardan...
esirgeyerek saçlarını gözlerine siyahi tutkallar çalıyorsun




-
Esra Erdoğdu
Tüm Yorumlarİlk kokular anımsatır bana, sonra şarkılar geçmişte yaşananları.
Gece güne kavuşmadan dökülür tezgaha kelimeler
Hiç gelmeyen baharda
Sonbahar niyetine dökülen yaprakta...
Her okuduğumda her bir kelimeyi kayboluyorum derinlerinde