Ne zorimiş konuşabildiğin tek cana susmak.
Sükût altın bilip leb-i yârin sedasın ummak.
Bir derdim vardır ki cümle hâle cefâdır duymak.
İstemem derdime deva, ikilik birden olsun.
Bir günüm asır, asırlar gün gibi geçer oldu.
Taze kalmadım, her yanım yaralar ile doldu.
Oysa aşkın, yolunu kaybetmiş gönlüme yoldu.
İstemem kaderde veda, yârim yanımda olsun.
Görecek, duyacak, konuşacak mecal kalmadı.
Cihanın huzurunu sattım, kimseler almadı.
Aşkından yana kimseler benim gibi yanmadı.
İstemem hâr ile sefa, lifafem yârdan olsun.
Elim kolum durmaz, bibaht ayaklarım yürümez.
Akşam sabahı, sabah ise akşamı bürümez.
Vakit aynı dem, zamanı hiçbir kudret sürümez.
İstemem gönlüne eza, cânım yoka yâr olsun.
Tamuyu dünyada gören hiç yanar mı ukbada.
Hiç bir değer var mıdır bu ceset denen urbada.
Kimseye yük olmam, mezarımı açtım bu bağda.
İstemem yanıma âza, yol benden pare olsun.
Âşık Şah-ı Kebir ne mutlusun ne de üzgünsün.
Kaderinden yana ne güçlüsün ne de küsgünsün.
Ne kadar zaman geçse de sen günlerden bugünsün.
İstemem gönlüme reha, âşk benim adım olsun.
Âşık Şah-ı Kebir
Aşık Şahı KebirKayıt Tarihi : 6.11.2025 00:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)