bir ağaç ki o asırların ağacı,
dalları sarmış koca yarım adayı,
her yıl erkenden ilk o açar,
beyaz çiçeğiyle, yeşil yaprağıyla
badem çiçeği.
bu defa da yine yanıldı,
Yalnızlığım olmuş, bir hüzünlü arkadaş,
Hüzün dolu içim, neyleyim ah be gardaş,
Zehir mi içtiğim,deyver bana haydi sen,
Vücudum uyuştu, zehirlendim’mi yoldaş.
Yalnızlık’mı sardı, şu bitkin vücudumu,
Nâr-ı firâk yaktı birden beni, gittin de sen,
Şimdi hüzün doldu gönlüm niye gittin hemen,
Hep seni özler gönül şimdi, hayâlsin de sen,
Bâd-ı sabâ beklerim sormaya geldim de ben.
Leyl ü nehâr ağlarım, sense çıkıp gelmedin,
Gün gelirde sen beni, unutursun unutur,
Gözlerin ağlamaz da, o gözyaşların durur,
Boşa ağlayıp durma, aşkımız da son bulur,
Ayrılık gelmez dize, bulunmaz buna çare.
Ayrılığın yolunda derman yoksa hicrana,
Akdenize baktım, çarşaf gibi uyur sessiz,
Güneş baş ucunda, çırpınmadan uyur sessiz,
Bir sessizliğin var, neden bilmem üzerinde,
Kırıstaldan suyun, çarşaf gibi durgun sessiz,
Yakamozların var, dans eder durur güneşten,
Ey hiçbir sırra, aklım veremediğim,
Gönlüm verirken, bile göremediğim,
Senin yolunda, çoğaldı günahlarım,
Beni af eyle, sırdan çözemediğim.
Akıl ermez hiç, senin hiçbir sırrına,
Kırklı yaşlarındır, ömrün ortası,
Dikkat et derim ben, köprü orası,
Orta yaş çektirir, sana dert gelse,
Ben olgun yaşımla, akıl satarım.
Yaşın kırk olmuşsa, bil tehlikeli,
I-
Durgun ve mavi ak denizin,
uslu berrak mavi sularında,
demir attım bu gün,
yeşil mavinin oynaştığı en hücra koyunda,
gümüşi yakamozlar,ışıklarla oynarken.
Akşam yine oldu, ufku ağlar,
Boz dağlara bak, kızıldı dağlar,
Efkar basıyor, gözümde yaşlar,
Gün akşama ağlıyor hüzünle.
Ömrüm bitiyor, güneş gidince,
1-
GÖNÜL VERMEKLE ALDANDIM, GÖNÜL ÂŞKINLA YANDIM,
BENİM GÖNLÜMDE LÊYLÂ’MDIN GÖNÜL VERDİN SANIRDIM.
MEĞER ALDANMIŞIM AH, BEN SEVERKEN SEN NE YAPTIN,
YALAN SÖZLERLE ALDATTIN DA, GÖNÜL ÂŞKINLA YANDIM.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!