Taş üstünde taş kalmadı evlerde.
Ağıtlar yakılıyor insanlar ağlıyor çaresizce
enkazların üzerinde.
Halk birlik olmuş koşuşturuyor
bir can bir can daha kurtarabilmek için
Sesler inlemeler gelirken enkazların üstünde.
Ağustos sıcağında tanıdım seni,
Kara dut boyalı yüzlerinle.
Dudakların dut karası, ellerin siyah,
yanakların güllerinle,
Görür görmez yüreğimde
Sen,
Ortalık karışık,
Kafamız karışık, olup bitenlerden
Olaylar çeşit, çeşit,
Geçilmiyor kafa karıştıran düşüncelerden,
Bilinmez olaylar oluyor bu memlekette,
Öyle diyor görsel yazılı medya.
Kepez üstünden.
Bir şehre bakıyorum.
Kepez üstünden.
Karşımda maviye boyanmış,
yeşile yaslanmış,
Sen! ey arkadaş, neden üzülürsün,
Göz yaşı döküp, her gün üzülürsün,
Bomboş gözlerle bakıp, ne görürsün,
Yalvarırken sen, kime bükülürsün.
Zevk al dünyadan, azrail gelmeden,
“genel “
Yağmur gözlerin, ağlarsa şayet bir gün,
Bil ki sızlardır,topraktaki kemiğim,
Dökme yaşların, geçmişimizle öğün,
Bak dur resmime, sensin çünkü sevdiğim.
Mütefâ’ilün Mütefâ’ilün Mütefâ’ilün Mütefâ’ilün
Hayatın güzelliği kalmamışsa, gönülde kimlere gül verem,
Kara gözlü yar kara toprağında yatarsa kimlere yâr diyem.
Gidiverdi cancağızım çabukca medense şimdi nasıl gülem,
Hayalimde şimdi gönül verip cananım deyip de sevindiğim.
Oturdum.
Düş kuruyordum.
Gözlerimde geçmişimin hayali vardı yine.
Karşımdaki ağaca bakarken
Hazanın hüznünü gördüm ağacın yapraklarında
Dalları vardı kimi yeri kesilmiş kimi yeri kuru
Kasım.
Kasım kızgınım sana
kırdın kanadımı kollarımı
ben ne yaptım sana.
Hazanım değilken zamanım hiç değilken
çöktün üstüme
Adım,adım çıktım da şu merdivenlerden,
Sonunda geldim, bir uçurumun başına,
Bıktım şu sabah akşam gelip gidenlerden,
Herkes el kaldırmayı beklerdi, na’şıma.
Mavi güvercinler, başımda dönerlerken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!