Gel dostum seninle dosta gidelim
O ne güzel dosttur bulalım haydi!
O’na sığınmayı talep edelim
O'na varıp O’nda kalalım haydi!
Derdimize derman deva O'ndadır
Dosdoğru söz, ferman dâva O'ndadır
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Tebrikler...
Teşekkürler...
Selamlar...
Kutluyorum Mikdat Hocam;
Günümüzde bu cevhere sahip olmak öyle zor ki.
Bir şiir ile anlatayım:
Bulamadım
Dost dost diyerek yaş geldi elliye,
Birlikte gülecek yüz bulamadım.
Şerlerden, zalımdan beni kolluya,
Beraber bakacak göz bulamadım.
Kulak verin dostlar gerçek sözlerim,
Yalan varsa yaksın beni közlerim,
Gelmişiz dünyaya dostuk özlerim,
Yürekli, sözü bir, öz bulamadım.
İnsan olan insan gibi yaşıyor,
Birlik olunca her yolu aşıyor,
Art niyet kalbur ile su taşıyor,
Dost yoluna giden iz bulamadım.
Ürün tarlasında hoştur imece,
Dost dost diye pişen alır derece,
Mukaddes ödülü yüceden yüce,
Bundan daha iyi söz bulamadım.
Açmadı ağacım dalım hiç çiçek,
İkrarsız soframda ne yiyip içek,
Muhabbet bağına güller saçak,
Geçer ömrüm kışla yaz bulamadım.
Der Doğani dost benim iki gözüm,
O'nunla muhabbet şen olur sözüm,
Dosttan ayrı isem sararsın yüzüm,
İki merte kefen bez bulamadım.
İsmail Doğan
Gel ey dostum senle dosta gidelim
O ne güzel dosttur bulalım haydi!
O’na sığınmayı talep edelim
Ona varıp O’nda kalalım haydi!
Derdimize derman deva ondadır
Dosdoğru söz, ferman dâva ondadır
Varılacak mekân, yuva ondadır
Kapısına varıp çalalım haydi!
İşlediğin suçu yüzüne vurmaz
Borçluysan affeder üstünde durmaz
Geç kaldın, geç geldin ne diye sormaz
Yeterki biz pişman olalım haydi!
Esirger, bağışlar ümit bürü gel
Gel dostum, an bu an, hadi yürü gel
Can varken bedende hadi diri gel
Şek şüphe ne varsa salalım haydi!
Yüzüne kapanır yoksa kapılar!
Kurtaramaz seni mülkler, tapular
Yerle yeksan olur mamur yapılar
Ölmeden yolunda ölelim haydi!
Gel dostum yüzün ak bu kapıdan gir
Her türlü derdini halleder Bir Bir
Kalmaz sende gayrı ne leke ne kir
Beraber namazı kılalım haydi!
Degerli ustadim;
Yine cok harika bir serzenis,Guzel bir hatirlatma...Sade bu Dunya icin degil O'nun yolunda gidersek her iki Dunya'mizi da kaznmis oluruz.Yurekten kutluyorum.ilhaminiz bol olsun....
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta