Hep kendi doğrularımızın arkasına sığınıyoruz. Mutlak bir duygu yoğunluğuna girmeden arayıp, sormuyoruz. Ne zaman duygularımız ağır bassa duymak istediğimiz sesi kulaklarımızda bitiriyoruz. İlgisizliğimizi, mazeretlerimizle süsleyip suçu topluma, çevreye, el aleme yıkıyoruz.
Hayatından çıkıp çıkıp geri geldiğimiz insanların da duyguları olduğunu ya düşünemiyoruz ya da umursamıyoruz. Bu da bizim empati kurmadığımızı gösteriyor.
Kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koyup varlığımızın verdiği mutluluğu, onun ağzından çıkan sözlerle, sesindeki neşeyle anlayabiliriz. Ama yokluğumuzdaki acıları, kederleri, hüznü konuşmadan nasıl anlayabiliriz? Bizi mutlu, enerjik, ruhsuz, duygusuz gösteren o sahte fotoğraflara mı aldanıyorlar? Gözyaşlarımızı içe akıttığımızı göremedikleri için mi sessizler? Yoksa suçu yine topluma mı atıyorlar?
Toplum, tarih boyunca hiç bu kadar aşağılanmamış, bu derece haksız bir suçlamayla suçlanmamıştı. Kendi doğrularımızı gizleyip toplumu günah keçisi ilan ediyoruz. Toplum aşağı, toplum yukarı. Bahanelerimizi sıralayıp haklı çıkmaya çalışıyoruz.
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta