Fragman seslendirmeleri için bir ajansa kayıt oldum geçen yılın son günü, yeni yıl ruhuyla.. formda ekli fotoğrafımdan dolayı bir sonraki gün aşk-ı memnu dizisinde figüran olarak rol teklifi aldım. Daha önce düşünmediğim bir şeydi bu hem heyecanlandım hem de bir istek duydum ne menem bir şeydi bu oyunculuk.
Dizi neredeyse çocukluk yıllarıma denk gelecek yaşlarda okuduğum bir romanın günümüze uyarlanmış hali ve benimde takip etmeye çalıştığım bir dizi. Düşündükçe içimde coşkum arttı, dizi oyuncularının hepsiyle tanışacak, reyting rekorları kıran bu dizide bir karede olsa bende yer alacaktım. Bu harika bir histi. Yeniliklere açık beynim tecrübe etmemi ve bu fırsatı değerlendirmemi öngördü...
Fotojenik olduğumu biliyorum ama oyunculukta başka bir meziyet tabi ki, ayrıca oyuncu olmak gibi bir derdimde yok ama bu cazip teklifte beni tetikliyordu doğrusu..
Tabi çekim işgününe denk geldiği için reddetmek zorundaydım, sonra benim balıklama dalmak istediğim bu teklifi eşimin fikrini almadan kabulde edemezdim ve öylede yaptım..
Paylaştım.. her zaman olduğu gibi eşim bu konunun bütün olumsuz yönlerini masaya yatırarak benim sanat hayatımı başlamadan bitirmek istedi..
Önce kızmış ve yersiz bulmuştum endişesini, hayatımda karşıma çıkmış bir fırsattı bu, ne vardı ki ayrıca bunda, bir kare görünüp, başrol oynamayacaktım neticede yada işi gücü bırakıp bu sektöre atlayacakta değildim…boğa burçları hep böyledir ateş grubunun alevini toprak atarak söndürür ama iyide olur hani ben uçarken ayaklarımdan aşağı çeken biride olmalı, denge yani bir nevi..
Teklifler peş peşe gelince coşkum arttıkça arttı ve haftasonuna denk gelen çekimlerden birine gittim hatta eşim götürdü hevesimi kırmamak için belkide..
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




eyvallah...
saygılar...
seyretmektense içinde olmak iyidir felsefesinin çok güzel seci diliyle anlatımı
tebrik ederim
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta