Bir sen mi çekiyorsun, bu aşkın acısını?
Koy başını kalbime, ne ahlar var bir dinle!
Doktor, ilâç kâr etmez, bulsam duâcısını,
Öyle yanıyorum ki, eriyorum derdinle...
Sanki bir sen mi vurdun, başını hep taşlara?
Dinsiz imâna gelir, gözümdeki yaşlara!
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




yüreğinize sağlık ustadım ne kadar güzel bir eser bu böyle kutluyorum
Erimekte yürek işidir.Sevgiyle yoğrulan kelimeleri bu denli derin anlatan muhterem büyüğüme saygılarımı sunuyor-kutluyorum.
Sen aşktan ne anlarsın, gel de aşk ne imiş gör..
Her yeri gören gözler, nasıl oluyormuş kör! ..
Üfürme sakın köze, olma bu kadar nankör,
Öyle yanıyorum ki, eriyorum derdinle... .........
Şiir okudum, yüreğin dert görmesin, sağ ol ağabeyim.
Saygılar muhabbetler
Sanki bir tek sen vurdun başını hep taşlara..
Dinsiz imana gelir gözümdeki yaşlara.
Bir damla su mu döktün, kalpteki ateşlere? .
Öyle yanıyorum ki, eriyorum derdinle...
'Yine duygu yüklü bir şiir okudum kaleminizden, çok güzeldi yüreginize sağlık kutlarım. Sevgi ile kalın.'
Halil abim yüreğine sağlık duygularınızı çok güzel dile getirmişsiniz kutluyorum hürmetlerimle hocam
Halil bey.......Yüreğine sağlık,, eski nostaljik kara sevdaların kokusu yansımakta mısralarınızdan.................saygı ve muhabbetle
Aşk, sitem, serzeniş gibi duyguların çeşnisi olmuş adeta. Oldukça akıcı, kurallı ve tempolu eserinizi kutluyor, saygılar sunuyorum.
Fesih Aktaş
Muhteşem ötesi fevkaladenin fevkininde fevkinde bir eser.Kalem usta olunca ortaya çıkan eserde böylesine muhteşem oluyor.
Başarılarınız adınızla anılsın.
Saygılarımla....
ben aşkına müptela yanan yürek olarak
dilimden düşmez ismin kalbim buruk kalarak
özlediğim yerlerden gül kokusu alarak
öyle yanıyorum ki ölüyorum derdinle
sayın halil bey abiciğim şiirin çok güzel yanan yüreklerere inşallah birgün sular serpilir sağlıcakla kal saygılar hasan karabay
GÜZEL BİR ŞİİR İNSAN OKURKEN KENDİNİ BULUYOR DEMEKKİ YÜREĞİ YANANLAR HEP BÖYLE İNŞALLAH BESTELENMİŞTİR DİNLERİZ BENDE EMEKLİ MÜZİK ÖĞRETMENİYİM SAYFAMA ALDIM
Bu şiir ile ilgili 39 tane yorum bulunmakta