resimlerine anlatıyorum
sana olan aşkımı
ee sen ortalarda yoktun
resimlerinde olmasaydı ben ne yapardım?
resimlerini hep yanımda taşıyorum
çünki yolda görürsem tanımamaktan korkuyorum
..
Ağustos böceği gibi yaşamak parlak ambalaj kağıdına sarılı dünyada
Boş vermek veya boş verilmek ölümlüler vadisinin hayat çukurunda
Bazıları karınca yuvasında günah ve sevap ayrımında, uzaktan kumandalı ruhlarıyla
Yıllık planla yaşayarak hayatın çarklarında, saatlerini kurarak ertesi hayatlara
Geri kalanı zevklerin girdabında, yarınıyla bugününü sigara kağıdında harmanlamada
Sayılamayan nesnelere miktarlar sunmakta 29 gram ruhuyla.
Çalmak ve çalışmak arasında geçen bu boyutta
..
ilk önce var olan arabalara yani günümüz teknolojisiyle yapılan arabalara bir kemara takılmak şartıyla trafik kazaları önlenebilir
öncelikle arabanın ön üst kısmına bir tane küçük kamera takılır sonra bu kameranın dışardan aldığı görüntüyü ekrana yansıtması için arabanın içine bir ekran takılır ve bu ekranın yani küçük bir televizyon olan bu ekrana tarfik ışıklarnın kuralları yazılır
örnek kırmızı ışık dur
sarı ışık hazır ol
yeşil ışık geç komutları bu ekranın hafızasına kaydedilecek
daha sonra yolda bulunan levhaların üzerinde bulunan en fazla kaç km hız yapılan tabelalardaki kurallar, sayıların görevleri kaydedilecek ve bu sayede örnek olarak 30 km yazan bir tabela gören kamera bunu ekrana komut olarak verir ve hız 30 km nin üstüne çıkmaz
ve gelelim trafik ışıklarının olayına
..
PAYLAŞIMLA VAR OLDUK ve PAYLAŞIMLA İLERLEYECEĞİZ! .
{}
22 Ağustos 2012 Çarşamba 07:46:34
USTA ve ÇIRAK; MEMLEKETİMİZ İÇİN ADANMIŞ! .
USTA ve ÇIRAK; VATAN SATHI BÜTÜNLÜĞÜNE ADANMIŞ ve BEN, ELİMDE ve KALBİMDE OLANLA: YURDUMUZA ve YURDUMUZ İNSANLARININ DAİMİ HUZUR ile UMUDU ADINA VAR OLABİLME MÜCADELESİNDE OLABİLMELİYİM! . SAYGILARIMLA! . TEŞEKKÜRLER SAYGIDEĞER SEVGİLİ DOSTLUK! . İYİ Kİ VARSINIZ! . DOSTLUĞUN TEBESSÜMÜ DAİMİ OLUVERSİN İNŞALLAH! . { Düşünce Metni Yazarı: Kemal KABCIK – ANTALYA - 22 Ağustos 2012 Çarşamba 07:52:28 }
..
Ağustos ayıda üşüdüm,
Senin ellerinle gözlerinle ısındım yar
Yağan ağustos yağmuru
Sanki ulaşılmazdasın titriyor yüreğim sensiz
..
Kul, bir dil, kubbe bil, tak kafana.
Korursa doğruları, korursa sevinçleri
Mavi kubbe oluncaya dek kalsın.
Bekle zamanla büyüsün olgunlaşsın.
Kim bilir? Söz söyleyen bilir diye?
Sen bilmesende susma sor.
Sonuç öğrenme, Sonuç ilke...
..
30 yaşındayım be hayat
Senle olan savaşımı kaybettiğime inanmaya başladım
Yaşlanıyor muyum, yoksa büyüyor muyum hala?
Bir şarap şişesi gibi sakladın beni 30 sene
Kıymetlenince içmeye mi başladın beni be hayat
Biliyorum mahzenindeki herkesin sonu ayni
Ama beni en sona bırak
..
Gecenin suskunluğunu dinlerken penceremde.
Gözlerim takıldı gökteki güzelliğe.
Ağustos sıcağında İstanbul yanıyordu.
O kadar kötüydü ki yaprak kımıldamıyordu.
Gecenin karanlığı aldı götürdü beni.
Sokak lambaları aydınlattı her yeri.
Ağustos sıcağında İstanbul yanıyordu.
..
Bak!
Ağustos ayı...
Kışın tam ortası.
Soğuk bir yandan,
Rüzgar bir yandan.
Parmak uçlarımda bu sızı...
Üşüyorum...
..
Bu güzel vatan senin.
Dağın, ovan, tek bedenin.
Geçmişin al kan senin;
Ondandır ki, al yanaklı,
Gelindir elman senin...
30 Ocak 2003
..
Öyle bakıyorsun ki...tüm gönlünle inan ki
Ne kadar güzel sesin...bülbül ötüyor sanki...
Bu yüzden ya Atakan...yıllardır sana hayran...
Unutulur şey mi hiç...o ilk gördüğüm, an ki? ..
..
Bir, nehir isimli kız, bozdu dostluğumuzu...
Kalmadıydı sevginin ne biber’i - ne tuz’u...
Sen tedirgin, ben ürkek...sürer miydi sona dek?
Hadi çöz bakalım, çöz! ..çözebilirsen buz’u!
..
Her ne yazıyorsam sanmayın şu elimin,
Her ne yazıyorsam kelimeler dîl’imin!
Ne beklenir ki dil’inden yanıp da tüten,
Kerem Mecnûn misâli böyle bir deli’nin!
..
Ağustos sıcağında
Sokak lambaları sönük bir caddenin,
Ne başındayım ne de sonunda.
Takılıp kalmışım korkularımla beraber.
Ta ortasında. Yağan yağmur mu?
Yoksa gözlerimden akan yaşlar.
..
Ağustos... onbeşi Yaz onbeşi Kış
Bu da Ağustos’a bir böyle bakış
..
Yaşamayan bilmez ki, unutulmak çok acı;
Sanki başka biriyim, herkes bana yabancı.
Kendi adıma yazıp, gönderdiğim mektubu,
Yârindenmiş diyerek, al da getir postacı!
30 Eylül 1987- Çarşamba / Ankara
..
Mondros Mütarekesi’nden (30 Ekim 1918) hemen sonra, Batı, Güney ve Güney Doğu Bölgelerimizi işgale kalkan düşmanlara karşı milletimiz, yıllarca süren savaşların etkisiyle yorgun ve bitkin bir durumda iken, her türlü olumsuz şarta ve imkânsızlıklara rağmen, kanında bulunan vatanseverlik duyguları ile savaşmaya başladı. Her yaştan sivil erkekler yurt savunmasında askerlerle yan yana savaşıyor, kadınlar ve çocuklar da savaş meydanlarına cephane, malzeme ve erzak taşıyorlardı. Yurt savunmasında, bölgesel olarak savaşan Kuvayi Milliye, düşmana çok büyük kayıplar verdirmesine rağmen düzenli bir ordu halinde değildi, acilen düzenli ordu haline getirilmesi gerekmekteydi.
4 Eylül 1919 da toplanan Sivas Kongresi’nde bu durum görüşülmüş, değerlendirilmiş ve o zamanlar Ali Fuat Paşa, Batı Anadolu’daki Kuvayi Milliye Komutanlığına getirilmiş, Mustafa Kemal de cephedeki hareketlerden Heyet-i Temsiliye’nin haberdar edilmesini emretmiştir.
..
Bir ay vardı ki sevdim o ay Ağustos,
Bir ay vardı ki yârimden ayrı düştüm,
Yine Ağustos.
Ağustos’ta sevdim yine Ağustos’ta öldüm,
Zor geliyor artık. Ağustos deyince,
İçimde akarsular çağlıyor,
Fırtınalar kopuyor beynimde.
..
Aşkın güzel olanı gözde kalandır derler
Gözden dile düşen aşk kula haramdır derler
Gel üzme gözünle sev bu efsûna dokunma
Vuslattan zevk alanlar aşka yalandır derler
(7+7= 14’lü Hece)
..
Çok uzak diyarlardan gelmiş yorgun sefirim,
Aç kapını bekletme, Tanrı’dan misafirim!
Gönlüm aşka düşeli, kıblegâhım sen oldun,
Sanki Tanrı dururken, kula tapan kâfirim.
30 Temmuz 1987- Perşembe / Ödemiş
..



