Herkes hayellere dalıpta yattı,
Fay hattı çıldırdı kancayı taktı,
Yüksek binaları içine yuttu,
Onyedi ağustos acılı bir gün.
Göçükler altından çığlık yükseldi,
Kızılay devrede yardımlar geldi,
..
Seksen altı yılının o 3 Ağustos günü
Mutluluğa ilk adım: Pınar - Tufan düğünü.
Çırpınarak iki kuş,iki gönül bir oldu
Kurdukları yuvaya sevgi, mutluluk doldu.
Bak yine 3 Ağustos yirmi yıl doldu bu gün
..
Bir zafer kutluyoruz biz Ağustos ayında
Soyumu sürdürecek istiklâl kavgasında,
Mehmetçiğin o kutsal ilk hedef yarışında,
Aziz Türk milletime kutlu olsun bu zafer
Yüce Allah her zaman Türk’ü etsin muzaffer.
Bu Ağustos ayında bir zafer kutlanıyor,
..
BOZ OYUNU 'OY'UNLA
Şer güçler bayrak açtı güzelim hükümete
Düşürmek istiyorlar; “oy”la değil oyunla.
Sandıktan ümit kesti sokaktan medet umar
Düşürmek istiyorlar; “oy”la değil oyunla.
30 MART SEÇİMİNDE, BOZ OYUNU “OY”UNLA.
..
Tanrım DÜŞ mü görüyorum
Bu gözleri tanıyorum
Söyle BİRSEN,lütfen söyle
Sen Zeycan mı,Serap mısın?
Lütfen bana,doğru söyle
(30.12.2005-Yeni)
..
Bugün,sabah 6 30 da uyandım,balkon kapısını açtım,evi havalandırdım,güneşin doğuşunu seyrettim,kameramla fotoğrafını çekmeğe başladım,beni balkonda görenler,bu ak saçlı kadın ne yapıyor diyecekler diye çekinerek kamerayı kullanıyorum,Ama sonra farkına vardım ki,kimse kimseyle ilgilenmiyor.Ancak 0nlara zararın dokunursa,haklarını aramak için seninle konuşurlar…
Bulunduğumuz apartmanda,uzakta yakından gördüğüm tüm balkonlar boş,meraklılar çiçeklerle süslemişler,kesinlikle çamaşır sermek yasaktır.ben fırsattan istifade,kızım yok işteyken,balkondaki yere serili muşambaları sildim,temizledim,biraz havalandırayım diye,balkona serdim.akşam akşam üstü daire kapısının altından iöeri atılmış,bir reklam ve kapalı bir zarf vardı.onları aldım,kızıma ait oldukları için açmadım.Akşam kızım gelince eline verdim.zarfı ev sahibi aynı zamanda apartman yöneticisi olan hanım koymuştu.zarfın içinde ödenen kiralara ait senetler vardı.bir de bir not yazmıştı”Lütfen balkona çamaşır sermeyin” Burada kurallar o kadar katı ki.kimsenin gözünün yaşına bakmazlar.
Gerçekten de her imkan sağlanmış.apartmanda çamaşır yıkama ve kurutma makineleri var. 1.50 dolar yıkama,1.00 dolara da kurutma işini hallediyorsunuz.ütüye hazır çıkıyor çamaşırlar.Biz bir türlü eski alışkanlıklarımızı terkedemiyoruz..gerçekten yaşamasını bilenler için her imkan sunulmuş.yeter ki kazancın olsun.Ama ben bunu anladım,burada kazandığınızı tasarruf yapmadan tekrar 0nlara veriyorsunuz. Hele bu kriz döneminde,o kadar çok indirim yapmışlar ki%70 lere varan indirimler.ister istemez,ucuz diye alıyorsunuz.kazandığınız para tekrar 0nlara dönüyor.
Kahvaltıdan sonra alış veriş için dışarıya çıktık,Zekiye beni mobilya,elektronik eşya,giyim mağazalarına götürdü,caddelerde,mağaza çevrelerinde,her milletten insanlar,arabaların da arkada köpekleri,çocuğu olanlar köpek lle çocuğunu yanyana oturtmuş gidiyorlar,mağazalarda,tasmalı köpekleriyle alış verişe gelenler,sakat arabasıyle gezenler,yaşlı genç aynı ortamda.herkes işiyle uğraşıyor.ben bir gözlemci olarak,herkese dikkat ediyorum,her halimden yabancı olduğumu anlıyorlar,ya da bana öyle geliyor.
Oturduğumuz Mountain View Şehrinde Dünyada en büyük ilk 10 Özel üniversiteden biri olan Stanford Üniversitesi yakınındaki giyim mağazalarına giderken,üniversitenin önünden geçtik.Bu Palo Alto şehrindeki üniversitede okumak çok pahalı,çok paralı,özel bir okul.çevresi o kadar güzel ki,tarif edilemez,koşu yolu,bisiklet yolu,çevresinde büyük bir yayın evi,kafeteryalar,envai çeşit ağaçlar,çiçekler.cennet gibi yerler…
Vehbiye Yersel.
02.03.2009 California Mountain View
Vehbiye Yersel
..
Sen bana geldinde ben nasırlı yüreğimle, papuç gibi dilimle karşılamadım mı seni... Hem belki de nasırlı da değildi yüreğim cennet bahçesi gibi bir yerdi, ne biliyorsun...
Yaslı gözlerle, yaşlı gözlerle bile bekledim seni... Hergün metroları seyrettim yaşlı banklarda... Ve ben seni bildiğimden beri senin yolunu bekledim... Kırçiçekleri bilmem kaç kez açtı durdu. Soldurmadım ama ben içimdeki sevgini hiç bir zaman.
Bir yıl daha büyüdüm seni ilk gördüğüm günden bugün. Sana yazdığımı bilmiyorsun ki ne tuhaf. Senin kim olduğunu sende kimse de bilmiyor ki... Bu yazılmamış mektubu ben yazmasam hiç kimse yazmayacak... Orada bir adam var unuttuğun. Orada bir adam var hiç elini tutmadığın. Ben en masum seven aşık. Sevdiğimi üzmem kendim üzülürüm. Seni yüreğimde bunca zaman yük yaptığımı bilseydin keşke. Yük ki ne yük...!
O gün de bitmişti. O gün de tutmuştun evinin yolunu. Ben evinin yolunu öğrenmiştim, seni gizlice takip etmiştim...! Bir anda, bir anlık aşktı bu deme! Öyle olsa sönmeliydi şimdiye kadar... Ben evinin yolunu kaç kez yolum yaptım. Ta ki başka şehre gitmişsin muhtemelen de büyük şehir İstanbul'a... Ve ben o İstanbul'lulardan biriyim... Metroları seyreden banklarda.
..
26 Ağustos 1071 Malazgirt’ten
26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’a uzanan
Bin yıllık şanımız var bizim.
Vatan, millet, bayrak denince;
Her an, her zaman,
Helalinden dökülecek kanımız var bizim.
..
Bir varmış bir yokmuş... Develer tellal iken, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, uçsuz bucaksız tuz gölü yakınlarındaki eskil ilçesinde iki siyasetçi yaşarmış. bu siyasetçiler aslında bir birileriyle iki iyi dostumuş.ama halk bunları hep düşman sanmış ve yıllarca bu iki siyasetçiye aldanarak bir bunu bir onu seçellerimiş bu adamların birinin ismi Şerafettin Meral diğeri ise Necati Belgemen’miş.bu iki şahış meralle belgemen 30 sene halkın iradesini kötüye kullanmışlar halk ise uyanmamış.bir yandan hizmet yok denecek kadar az bir yandan halkı kinleştirmişler meralci belgemen ci bu yıllarca böyle gitmiş.zaman gelmiş bu iki şahıs yaşları 90 ne gelmiş ve hala belediye başkan adaylığı için çalışma yapallarımış çünkü sırasıyla olduğu için hiç sorun yokmuş.ve kendileri bir anlaşma yapmış.eğer yaşımız 100 e gelmeden ölürsek sıramızı bozmayalım bizim gösterdiğimiz şahıslara herkes itaat etsin ve birbirimize sözümüz kıyamete kadar devam etsin demişler.işte zamanın birinde iki siyaset adamı halkı böyle kullanmışlar.neyse onlar ermesin muradına biz çıkalım yeni siyasetçiler aramaya ;)))))) ;))
..
Karınca
Karınca
Kararınca
Biriktirmiş
Darasını
Yapmış
Parasını
..
Belki ben
Zayıf bir zamanımın, zayıf bir dilimindeyim
Belki sen çok iyisin
Belki mutlu olmanın tam zamanıdır
Belki
Ben bunu gördüm
..
Ölüm döşeğindeyken anlamıştı karınca, ağustos böceğine haksızlık ettiğini...
..
el vurup dönerken en dibinden belanın
çocuk, sana böyle yüzmeyi kim öğretti diye sorarlarsa
annemin ve babamın duası diyeceğim
30 05 2014 23:05
..
17 Ağustos gecesi
Ayakta olanlarımız
Hepsi birden yıkıldı.
Saniyeler içerisinde,
Bir anda yıkılanlar
El ele verilip yapıldı.
..
Benlik kumsalında bir damla olup kalırsan
Yaz güneşi altında buhar olup uçarsın
Aşk deryâsına dalıp bir okyanus olursan
Nice gönülllerde sen bir gül gibi açarsın
(30 Aralık 2007/ İstanbul)
..
var olmak la yok olmak noktasındasın.
ruhun teslimiyetinde.
dokun ve hisset.
..
KERBELA
(-Muharrem Ayına Bakış- yazımın devamı olarak kaleme aldığım Kerbela çalışmasını biraz teferruatlı anlatmak için diğer yazımdan ayırdım.)
Peygamberimiz Efendimiz Hz. Muhammed (SAV) in vefatı ile Asr-ı Saadet devri kapanmış, bu hayatın gölgesinde Hulefa-i Raşidin (4 büyük halife) dönemi başlamıştır. Kur’an’ın gölgesinde, sünnetin ışığında, adalet ve doğrulukla yönetilen 30 yıla yakın bir zaman. (632-661)
Hz. Ali’yi halifeliği boyunca rahat bırakmayan Ebu Süfyan’ın oğlu Muaviye, hakemler olayında küçük bir hileyle halifeliği saltanata dönüştürerek Emeviler Devletini kurmuştur. (661) Hizmeti saltanata dönüştürenler, saltanatlarını korumak, hâkimiyetlerini kollamak için; zulüm ve baskılara sarılmışlar, gereksiz vergilerle milleti canından bezdirmişler, zevk-ü sefaya dalmışlardır.
Şuara veya hakemler tarafından seçilen halifeye biat etme âdeti Hz. Muaviye’nin ölümüyle son bulmuş, Muaviye ölürken oğlu Yezit’i halife tayin etmiş. Böylece İslam tarihinde bir ilk, halifeliğin babadan oğula geçme hadisesi başlamıştır.
..
Çatlayıncaya dek sabır taşı
Sen gönlünde nice sabır taşı
(30 Aralık 2006/ İstanbul)
..
doğuşu hep güzeldi güneşin
kimsenin görmediği zamanlarda
kızıl ve utangaçtı
ufuğa gömülürken de gülümserken de sabaha
mahçuptu.
ben de insanlığımdan utanıyordum o sıralar
çok oldu göz göze gelişimiz
..
İnsanlığın şifresi zifiri gece'lerde
Birde Bir'i remz eden safiri hece'lerde
Heceler vecd'e gelir satırları ağlatır
Satırlar dil'e gelir secde'yi hatırlatır
Ahmet AKKOYUN 10/12/2006 19::30 İST
..



