Ben okumayı sökmenin,
Tam olarak ne olduğunu;
Kırküçümde anladım.
Ve ders verdiğim sınıfta
Sekiz Ocak İlköğretim Okulunda
Bir Öğretmenler Günü
Hıçkıra hıçkıra ağladım
Herşeyi unuttum desen olmaz
Çünkü insan herşeyi asla unutmaz
Seneler bir kaç çizgi bir kaç siluet verir
İlkokulda okurken hayvan gibi bir çocuk vardı
Okulun bordo zeminli uzun parlak koridoru biraz dardı
Korkardık.
Bir de deli gibi bir şeydi Yusuf
Şimdi öldü.
Kötü biride değilmiş aslında
Ve Derviş Hoca.
Kendi elini hiç sürmez
Emir verirdi.
Yaramaz çocuklar
Dönerli bir şekilde
Birbirlerini döverdi
Sosyete kızlar azdı
Aklımda sadece Tomris diye bir genç kız kaldı
En az Seçil Heper kadar ince ve narindi
Asil ruhlu yüksek bir giyim zevkine sahip ve tertemiz bir insandı
O zamanlar - 'acar okulda okuyök' derdik
Oysa okulumuzun adı Atatürk ilkokulu idi.
Öğretmenimiz Şeney Özden,
Baş öğretmenimiz Sait Öktemdi.
Meğer ne büyük insanlarmış.
Daha yeni anladım.
Okumayı sökmek deniz kıyısında durmaya benzer
Sana bütün dünyayı kuşatan ve enginler açılan bir ceht verebilir
Bir de süt tozo sütü içerdik.
Kayıt Tarihi : 9.2.2009 02:08:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

BAĞDAT’TA BABA OLMAK!
Yıllarca bekledik,
Güneş doğacak diye
Ama bir türlü doğmadı.
Ne hikmettir bilinmez,
Üzerimizdeki sis bulutları,
Tarih boyu hiç dağılmadı
Güneş yerine bombalar doğdu
Alaca karanlıklarda, kayboldu
Kurtarmak için geldik diyenler,
Birde baktık bize musallat oldu.
Kapımız vakitsiz pat pat çalındı.
Bu ne yüzsüzlük örneği Allah’ım,
Buyurun gelin demeden içeri dalındı.
Apar topar beni hemen yere yatırdılar,
Namlunun ucunu göğsüme batırdılar.
Doksan yaşındaki annem suçsuzuz dedi.
Der demez, hainlerden bir dipçik yedi.
Kızım, oğlum korkuyla başladı ağlamaya,
Eşim haykırıyor bırak kocamı vururum ha,
Ama nafile cevap bile yok bu laflara…
Çocuklarımı, eşimi kapattılar bir odaya
Beni alıp attılar dışarıdaki arabaya
Sonuç ne olacak, bende bilmiyorum,
Belki işkence, belki de kısadan ölüm.
Sebep olursa olsun, bu yapılan zulüm.
Çocuklarım, babamızı bırakın diye bağırıyor
Eşim ellerini açmış ağlayarak Allah’a yalvarıyor.
‘’Ey dünya Müslümanları, siz eğlenin keyfinizce
Bugün Irak, Filistin, yarın belki sıra sizde
Özgürlük mü heyhat! boşuna sadece sözde
Ey Allah’ım azı çoğa tebdil eyle,
Gelecek zaferimizle…
Kocamı bağışla,
Sen bize..’’
(Mahir Odabaşı / 08 .04.2003)
‘’ÖĞRETMENİM!’’
Öğretmenim;
Bir çiçek yetiştirdim,
Aldım sana getirdim,
Bundan sonra sana emanet.
Aman darılma isteklerime,
Ana yüreği dayanmıyor işte,
Dikkat ette çiçeğim solmasın,
Soğuklarda üşütüp hasta olmasın,
Cesur olsun da , korkak olmasın,
Kendine güvensin, pısırık kalmasın,
İlimden irfandan daim nasibini alsın,
Güvenilir olsun, dolaşık olmasın,
Dürüst olsun, ahlaksız olmasın,
Çalışkan olsun, tembel kalmasın,
Çağa ayak uydurup, ufku hep açık olsun,
Avrupa’nın ilmini, fennini gecikmeden alsın,
Ama milli örf ve adetleri özünde kalsın,
Vatanı sevsin, hizmette geri durmasın,
Bilmeden düşmanın safında yer almasın,
Sakın ha, Yurduma ihanette bulunmasın,
Yapacağı işlerde, hep mükemmeli arasın,
Tok gözlü olsun, fırsat bulunca çalmasın,
Yangınlara kar olsun, muhtaçlara var olsun,
Doğal afetlere hazırlıkta aman fire vermesin,
Konu vatan olursa, canını asla esirgemesin,
Ezanın - bayrağın kadri kıymetini bilsin,
Türkiye Cumhuriyetini gönülden sevsin,
Büyüğünü tanısın, küçüğünü candan sevsin,
Kendinde olan bilgiyi, çevresine de versin,
Sağlığına dikkat etsin, kendini çürütmesin,
Uyanık geçinip, saman altından su yürütmesin,
Adil olsun, adaletten hiç taviz vermesin,
Makam sahibi olunca, vatandaşa sırt dönmesin,
Mükafata hep yakınlarını layık görmesin,
Cezayı hak etmişse, yakını olsa da versin,
İşinin ehliyse, düşmanı olsa esirgemesin,
Mazlumun elinden tutup, zalimin hasmı olsun,
Gerçek çevreci olsun, yeşile kıymasın,
Hayvanları hep sevsin, onlara vurmasın,
Daim tedbirli olsun , zarar görmesin,
Sabırlı olsun, birden gönül kırmasın,
Anlamadan dinlemeden gönül koymasın,
Çalışanı takdir etsin, aman egoist olmasın,
Düğünde, cenazede sorumluluğunu bilsin,
Mutluluğu da, acıyı da paylaşıversin.
Vaktinde işine gidip, vaktinde evine gelsin,
Aile müessesini koruyup, kıymetini bilsin,
Çocuklarına sahip çıkıp, kol kanat gersin,
Öksüzün, yetimin başını okşayıp sevsin,
Elden, etekten düştüğümüzde bizleri hor görmesin,
Bizler ölünce unutmayıp, mezarımıza ziyarete gelsin,
Ana- baba dostlarını terk etmeyip, kendi dostu bilsin,
Ben cahilim öğretmenim, elimden başka ne gelsin,
Bağışla beni öğretmenim, çok şey istedimse senden,
Ama bu çiçek bir gün diken olursa ne ederim ben,
Söyle öğretmenim, diken olursa ne ederim ben…!
Dünya zindan olur, üzülürüm, yaşayamam, biterim,
Eğer buna sen sebep olursan, inan beddua ederim.
O halde öğretmenim, ben-sen- toplum el ele verip,
Bu çiçeği ve tüm çiçekleri kurutmadan büyütelim,
Artık nesil bozuluyor tezini, hep beraber çürütelim,
Çürütelim ki; gelecek günler daha aydınlık olsun,
Düşmanlar kahrından çatlarken, dostlar mutlu olsun….
Artık ben gidiyorum öğretmenim, yolunuz açık olsun,
Dileklerim unutulmasın, gönlünüzde bir yer bulsun,
Yağacağınız hizmetlerde, Tanrım yardımcınız olsun,
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ, KUTLU OLSUN…!
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN…!
(Mahir odabaşı- 10.10.2009/ 05.30)
Çok güzeldi yüreğinize sağlık
Saygılar kaleminize.
Yeni yılınız kutlu olsun, nice nice mutlu yıllara...'
Karamanlı Âşık Çağlari
TÜM YORUMLAR (4)