İki bin on beş yılı, Kurban bayramı şerifesi
Kütahya'dayım günlerden ise Pazartesi
Salıyı Çarşambaya bağlayan o gecede
Gecenin sabahı olacak inşalalah arefe
İstanbul Dudullu oto gardan geleceğim eve
Hava kara bulutlarla kapalı ediyorum endişe
Simsiyah bulutlar her an patladı patlayacak
Zifiri o bulutlardan yağmur ise yağdı yağacak
Müthiş bir rüzgâr ile dehşetli bir yağmur indi
Herkes panikle kaçışarak dulda bir yere sindi
Yağmur çok dehşetli boşanıyor kapkara bulutlardan
Sular adeta minare boyu fışkırıyor sanki topraktan
Korku ve telaşla herkes yüksek yerlere kaçıyor
Sel suları yüksek apartman boylarını bile aşıyor
Ben en yüksek kayalık bir tepenin zirvesindeyim
Kuş bakışı insanların telaşlı halini seyretmekteyim
Açıldı hava göründü masmavi gök, rüzgâr ise şiddetli
Çamurlu dalgalar sanki göklere yükseliyor pek dehşetli
İstanbul Boğazı da taştı, dalgalar dağlar büyüklüğünde
Önüne ne çıkarsa çıksın, her şeyi müthiş sürüklemekte
Bulunduğum kayalık tepeye vurunca dalgalar
Tepenin zirvesini bile aşıyor kıyıya çarpan sular
Kayalıklara tırmanıyor insanlar, aynen karınca misali
Sert vuran dalgalar, tekrar denize çekiyor gerisin geri
Aniden yanımda peydah oldu, babam rahmetli
Diyorum baba, iyi tutun aman düşme ol dikkatli
Şiddetli esen rüzgâr, bozdu dengesini babamın
İçine düştü kayalıklar arasındaki biriken suların
Baba…! Diye Bağırdım duydu mu sesimi bilmem
Zor oldu kavuşmuşken babamı tekrar kaybetmem
Hemen zirvenin altında küçücük düz bir alan var
Kıble istikametinde ise kapalı iki pencereli duvar
Sanki açık bir mescit ortada mihraba benzer çukur
Pencerelerde oturan iki kişinin hali izzetli ve vakur
Üstü açık, diğer duvarlar gelişigüzel taşla çevrili
Bir insan var, kızıl kıvırcık saçlı, yakasız cübbeli
Uzun boylu dağınık saçlı, baba yiğit çok heybetli
Vakar içinde, tutmuş kalın budaklı bir sopa iki eli
Hazreti Nuh olarak rüyada bilip tanıyorum onu ben
Mescide sığınmak isteyeni kovuyor bilmem neden
Mescide kalabalık bir gurup etti hücum sığınmak için
Melek olarak bildiğim iki kişi etmiyordu yardım niçin
Durduğum yerden atladım vardım Hz. Nuh’un yanına
Dedim yardım edeyim mi sana? Döndü sertçe baktı bana
Elinde sopa ile gelenleri kovaladıktan hemen sonra
Geldi yanıma, dedi seni bekçi olarak alıyorum buraya
Anlatımı mümkün değil heyecanla çok sevindim
Uyandım bir süre sonra ancak kendime gelebildim
Allah hayretsin bilmiyorum rüyamın izah ve tevilini
Okuyucuya bırakıyorum düşümün yorum ile tefsirini
Kayıt Tarihi : 5.10.2016 16:55:00
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
(*) Rüya 21 Eylül 2015 Pazartesi
![Bekir Özcan](https://www.antoloji.com/i/siir/2016/10/05/238-hazret-nuh-a-s.jpg)
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!