Sordun ya gülüm... Ölümün gölgesinde özgürlük mü? O gölgeyi pelerin yapıp gezdim ben. Her soluk alışımda, nefesimin sıcaklığında azrailin kanat seslerini duydum. Bir garibana elimi uzattığımda, avucumda kaderin soğuk zincirini eriten bir ateş yaktım. Adını koymadan, rest çektik. İsimsiz bir kahramanlıktı bu; gazete manşetlerine düşmeyen, sokak taşlarının altında saklı.
Sen misafir odanda çiçekli fincanları şıkırdatırken, ben hayatın arka sokaklarında, sınavlarını çamur içinde çözdüm. Azrail’le dansa kalktığım her gece, ayaklarımın altındaki zemin kaydı. Ama her dönüşte, biraz daha hafifledim. Meleklerin nefesiyle sarmaş dolaş oldum; bu, hiçbir balonun anlatamayacağı bir yükselişti.
Sen kadife perdeler ardında rüyalara dalarken, ben mahkeme duvarlarının soğukluğunda, vücudumun haritasını çıkardım. Her yara, bir yıldızname; her iz, bir yol oldu. Gelmesi bilinmeyen karanlık dediğin, en saf ışığın bekçisi çıktı. O zifirde, kendi nurumu buldum.
Şimdi benimlesin tüm kaygılardan uzak
Anlatılmaz bir şey var aramızda hazin
Şiir gibi bir şey seninle yaşamak
Bulutsuz bir gökyüzüdür güzelliğin




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta