Haber Türk canlı yayın yaptı, 14 nisan cumhuriyet yürüşünü!
Yüz binlerce kişi katıldı; genci, yaşlısı çocuğu gazisi halk vardı.
Bu halk neyin mitingini yapmak için ordaydı?
Neden orada buluma zorunluluğu hisseti?
Yılların birikimini içlerinde büyüten halk, bu yürüyüşle geleceğe bir ışık arayışındaydı!
Katılamayanlar ise pencerelerine Türk bayrakları asarak orada olmasalar da yürekleriyle orada olduklarını gösterdiler.
Ordayız mesajı verenler ne kadar doğru görüyoruz? Bu tepki yalnız Ankara da değil yurdun her ilinde kasabasında olmalıydı bir düğmeye basıyorsan her yerden...
Ayak sesleri çınlatmalıydı ANKARAYI
Başbakan yine bildiğini okudu. Kasımpaşalı kasılarak, dayılaşarak dayılığını gösterdi!
Kime gösterdi? Oradaki biriken kalabalığa; yani halka!
Türkiye de bir şeyin daha altı çizildi! Toparlanmayan halk yeniden
Bölündü! ATATÜRK’ÜN ilkelerine, devrimlerine sahip çıkanlar ve çıkmayanlar.
Çıkanlar kendilerini ne kadar kanıtlıya bildiler, katılmayanlara neyi gösterdiler?
Katılmayanlarda zaten vurdum duymaz aymaz bir topluluk diyebilirmiyiz?
Etliye, sütlüye katılmayan halk diyebilirmiyiz? Yoksa onlara gerçekleri göstermek için bu yürüşler gibi birikip birikip dağılmalımıyız?
'Başbakan olsan ne yazar, cumhurbaşkanı olsan ne yazar! ' Başbakan bunu diyor.
İstifa et, ne başbakan ol nede cumhurbaşkanlığına aday ol. O makamda durmanın anlamı var mı? Neden ordasınız, hangi sıfatla o koltukta oturmaktasınız?
Bir takım medya basını sansürledi ve yayın yapmadı; görmezlikten geldi.
Yinede tepkisini koyan o halk o medyanın yayınlarına bakıyor, gazetesine abone oluyor. Bizim aklımız ancak önce taşlıyor, sonra tepki veriyor,
sonrada destekliyoruz
'Tarihin birinde bir yürüş olmuştu diye' çocuklarımıza anlatacağız
68 kuşağı 78 liler ondan sonra ruhsuz bir kuşak yetişti gerilere gidiyoruz!
Bu kafalarla ancak kısır döngü devrimi yapılır! Başkada bir şey yapılmaz Türkiye de…
Yusuf Ter 21.04.2007
Saat 18:17 İsviçre
Kayıt Tarihi : 21.4.2007 19:23:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GÜNÜMÜZDEKİ İSYANIN DERCELENDİRLMESİYLE GEÇMİİN BİLEŞKSİ AÇISINDAN
Sosalist görüş açısından ükemmel bir irdeleme olmuş kutlarım Yusuf Yoldaşım
CHP ve zihniyetine seçimlerde oy vermeyenlerde aynı şekilde toplansalar acaba kaç misli olurlardı sorusunu, 14 nisanda yürüyenler gerçekci düşünmek zorundadırlar.
Bunu yapmadıkları müddetçe, CHP zihniyetinin tek parti ve darbeler mantığıyla ileri sürdüğü tüm eylemleri, seçimlerde büyük bir çoğunlukla ret ederek geldi.
1960, 1971 ve 1982 darbelerini yaşayan, halkın içinde yaşayan biri olarak, artık aydınlık ve özgürlük şarkılarıyla askeri yönetime davet edenlerin kimseyi kandıramayacağını bilmelerini isterim. Askeri yönetime çağıran düşüncelerin hiç biri, gerçekten özgürlük ve demokrasi düşüncesinde olamazlar.
Partileri tutmayan, 30 yıldır oy vermeyen biri olarak, tarafsız bir gözle bu gerçekleri görüyorum.
Cumhuriyetin temellerinin kendilerine ait olduğunu iddia edenlerin, seçimlerde niye sürekli kaybettiklerini, ancak tek parti dönemi gibi, bütün karşıtların yasaklandığı, darbeler yönetimi gibi sadece askeri darbelerle yönetimlere gelme sonucuna ulaştıklarını, serbet / özgür seçimlerde niye kaybettiklerini kendileri bulmaları gerekir.
Aksi halde bir avuç azınlığın güç gösterisinden öte, topluma mal olduğu iddiasıyla, sürekli seçimlerde kaybedecek topluluk olarak kalırlar.
Karısı kapalı diye cumhurbaşkanı olamazsın diyen, karısı açık olsa, ama aynı kişi olsa, olabilirsin diyecek bir zihniyetin tutarlılığından söz edilemez.
Düşünceler kendilerini daha gerçekci ve düzgün zemin üzerine oturtmadıkça, basit şeyler üzeirnde gezinir dururlar.
Bu gün ülkemizin asıl sorunu, batılılaşma ile başlayan süreçte, oluşan kimlik dejenerasyonunun, 150 yıllık tarih sürecimizde, artık bağımılık ve bağımsızlık kavramların tartışılamayacak kadar bizi yakından ilgilindirdiğidir. Ortadoğu ve ülkemiz dünyasının, küresel kapitalist çıkarlar çerçevesinde yarın nerede olacağıdır.
Bu gün elinde çantalarıyla gelen ekonominin patronları talimatlar yağdırıp gidiyor.
AB, batılalaşma sürecinde yaptıklarımızı, harflerimizi, dilimizi, kılığınımızı, kıyafetimizi, yaşam biçimimizi, düşüncelerimizi, düzenimizi, yasalarırımızı değiştirdiğimizi biliyor ama yeterli görmüyor. Daha daha daha daha istiyor.
Ve benim ülkem hala batının bu isteklerine her alanda cevap vereceğim diye uğraşırken, kendini özgür ve bağımsız görüyor..
Ve benim ülkem hala basit başörtüsü sorunuyla uğraşıyor.
TÜM YORUMLAR (4)