Aylar geçti aradan, açmadınız şemayı,
Kim çizdi görmediniz, uygulanan temayı,
Haksızlıklar kapladı, dağı, taşı, semayı,
Bu kadar hukuksuzluk, yetmedi mi? Köksal Bey
Bir bir ortaya çıktı, atılan iftiralar,
Cenazeye yetmedi, “kasa” daki paralar,
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




İçinde bulunduğumuz karanlık günleri tarihe not düşüren güzel şiiriniz için sizi kutlarım. Köksal Şengün de tarih kitaplarında lâyık olduğu yeri görerek hatasını telafi edecek işler yapar inşallah.
Tarihe bir kanıt düşmüşsünüz.. Her şeyde bir hayır vardır.
Allah sabır versin.
Recep Uslu
gülünecek bir dava..
ama anasını ağlatıyor ülkenin..
Anlayana......Haykırış olmuş dizeleriniz...Kaleminiz daim olsun.Kutlarım saygılarımla
TEBRİKEDERİM.
ÖZGÜN VE ÖZENLİ BİR ÇALIŞMA.
KUTLUYORUM...........HALİLŞAKİR
KALEMİNİZDE YÜREĞİNİZ GİBİ KAVİ OLSUN DEĞERLİ ÜSTAD
SELAM VE SAYGILARIMLA
Bekir bey şahsınıza ve şahsınız üzerinden bütün türk milletine geçmiş olsun diyorum.
Türk milleti Ergenekondan çıkarak kimleri hizaya getireceğini iyi bilir.
bu bdörtlükte benden olsun
Bir ibne haham başı,Kanada'dan ürürken
Ergenekon yurdunu kara duman bürürken
Tüncay'ın ardı sıra şeefsizler yürürken
Musa'nın çocukları, bakmadımı Köksal bey....İsmail TIKIROĞLU
Hz İbrahim ateşe atılırken ağzında su taşıyan karınca misali
davaya tapacak şeyimiz yok ama hiç olmazsa tarafımız belli olsun.
tarafımız türkten turandan.yana.salamlar
TEBRİK EDİYORUM...YÜREĞİNİZİ ..YÜREKTEN DÖKÜLENLER GÜZELDİ ...ASİLDİ...
allah kötü insanları islah etsin..iylerindeN yanında olsun...ve size de tek kelime...HELAL OLSUN....
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta