Onur BİLGE
“Çıtır,
Melli Çarşı’sındaki küçük kahvehanenin önünde oturuyoruz. Şarampol’ün eski halinden bahsediyoruz. Buruk bir çay gelmiş, karbonat mı atılmış birazcık, nedir? Yudumluyoruz. Karşıda İş Bankası var. İkinci katındaki bir pencereden üstü önlüklü bir kadın işaret ediyor. Sağ elini yumruk yapmış, sağa sola sallıyor. Sol elinin üç parmağını göstererek bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
Çay Ocağından bir garson baktı. “Tamam!” der gibi başını salladı. İçeriye girdi. Ben de merak ettim. Ne oldu? Kimdi o kadın? Ne dedi ki? Kaptan fark etmemiş. Ona da naklettim olayı. “Soralım!” dedi. “Oğlum!..” diye seslendi içeriye. Az önceki garson hemen koştu.
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta