Onur BİLGE
“Arzu’m,
“Alışma bana!” diyordun, sanki elimdeymiş gibi… Gün geçtikçe bir bütünün birbirini tamamlayan parçaları oluyorduk. Hissediyordun yalnız kaldığında eksildiğini ve ilk fırsatta telefona sarılıyordun. Gitgide alışıyordum sana… Ancak sen de bana…
“Alışma bana!” derken, “Fena halde alıştım sana! Ne yapacağım şimdi ben?” mi demek istiyordun? Ne zararı vardı ki? Sigara değildi, alkol değildi, esrar değildi. Esrarlı bir sarıp sarmalayıştı. Ruhsal boyutta esrarengiz bir kaynaşma… İki görünmez bedenin, hayal âleminin kuytularında buluşması, Harikalar Diyarı’na uçup konması, sevginin derin sessizliğinin içinde, yıldızlardan gelen ve kendilerinden başka kimsenin duyması mümkün olmayan romantik aşk melodileriyle alaimisema renklerine boyanan bulutların arasında dans etmesiydi, bizim birlikteliğimiz. Bir aradayken de ayrıldığımızda da kesintiye uğramadan devam eden harika bir olaydı. Hangi alışkanlık o kadar hoş olabilir, onca haz verebilirdi ki?
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta