Onur BİLGE
“Peri Kızı,
Bugün bir öykü okudum, seninle paylaşmak istedim. Öyküde biz de vardık sanki. Çok güzel bir kızla çirkin bir adamın hikâyesi… Adam Moses Mendelssohn… Hem çok kısaymış, hem de acayip bir kamburu varmış. Günlerden bir gün Hamburg’ta yaşamakta olan ünlü bir iş adamının evine misafir olarak gitmiş. Evin kızı dünyalar güzeli Frumtje imiş. Moses, kızı görünce ona deli gibi ‘aşık olmuş. Yıldırım aşkı denen cinsten bir aşkmış onunki. Ne kadar itici bir görünüme sahip olduğunu bildiği için bu aşk umutsuz vakaya benziyormuş. Zaten kız onu görünce, beğenmemek bir tarafa, ürküp uzaklaşmış. Bir daha karşılaşmamak için o gidinceye kadar da yukarıdaki odasından çıkmamaya karar vermiş. Yüzüne bile bakmaya tahammülü yokmuş!
Misafirlik bitip, ayrılma zamanı gelince Moses, bütün cesaretini toplayarak merdivenleri çıkmış, kızın odasının kapısını tıklatmış. Onunla bir kez konuşmak, şansını denemek istiyormuş. Böyle bir fırsatın bir daha eline geçmeyeceğinin bilinci içindeymiş.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta