Onur BİLGE
Dede, ölümden falan korkmuyor, ona her geçen yıl bir adım daha yaklaşmaktan rahatsızlık duymuyormuş. Sadece ölememekten, başkalarına yük olmaktan korkuyormuş. Bunun böyle olduğunu belirterek merakımızı tatmin etmiş: “Allah’tan korkan, başka neden korkar! ” demişti.
Ölememekten korkmakta haksız değildi. Çünkü kimsesizdi. Çoktan boşandığı kadın o olayın yıllarca öncesinden beri eldi. Çocuklarına ise asla güvenmiyordu. Onları bir defa daha dünya gözüyle görmekten bile ümidini kesmişti.
Virane’ye gittiğimde onu meşhur sandalyesine kurulmuş gördüm, tezgâhında çalışırken değil. Ahşap biblo ve oyuncak yapımı devam ediyordu ama satışı yok denecek kadar düşmüştü. Piyasa durgundu. işler kesattı. Hükümet kurulamıyor, çeşitli koalisyonlar denenip duruyordu. Ekonomi berbat bir haldeydi. Fiyatlar hızla artıyor, enflasyonun önüne geçilemiyordu. Bazı mallar ve ara mallar bulunamıyor, halk zorlanıyor, üreticiler çaresizlik içinde kıvranıyorlardı. Fabrikalar işleyemez, işletmeler iş yapamaz duruma gelmişti.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Aynı gün gelmiştik buraya,bilmem hatırlar mısınız?..Biz hep durduk izledik sizi,duacınız olduk...Çok emekler verdiniz,hemen hemen tüm yazdıklarınızı okuduk...Rabbimiz emeklerinizin karşılığını versin duamızla saygılar sunarız efendim...Vesselam
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta