Onur BİLGE
Bu cumartesi öğleden sonra Virane’de Işıl’ın doğum gününü kutladık. Sarı bir elbise giymişti ve ona çok yakışmıştı. Olayı çok önemsemiş olacak, saçlarını yaptırmış, iddialı bir makyaj yapmış. Oldukça hareketli ve neşeliydi. Oynadı, zıpladı, güldü güldürdü. Hemen hemen tam kadro oradaydık. Doyasıya eğlendik. Ne kadar da ihtiyacımız varmış!
Koca bebek yirmi bir yaşına girdi. Onca mumu bir nefeste söndüremedi bile. Belki de pasta çok büyük olduğundan her yere nefesi yetmedi ama herkes taksimattan payını alabildi. Sonradan gelenlere kalmadı yalnız. Ne yapalım! Vaktinde gelselermiş.
Kucağı hediyelerle doldu. Sonra onları masanın üstüne sıraladı ve birer birer açtı. Paketlerin içinden değerli ve gerçekten ona gerekli şeyler de çıktı, gerekli olmayanlar da… Hatta bazıları hiç olmayacak şeyler paketlemişler, espri olsun diye! Tuhaf şeyler… Onlarca belki komik ama buraya yazılamayacak nesneler…
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana.
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta