Onur BİLGE
Akşam dersindeydik. İkinci teneffüsten sonra kantinde buluşmuştuk. Hafif bir yağmur vardı. Açık kapıdan dışarıyı seyretmeye başladım. Bahçe duvarının üstündeki damlalar, cam kırıkları gibi rengârenk ışık saçıyordu. Tam karşıdaki beyaz apartmanın irin akan yüzüne altındaki dükkânın ışıkları vurmuş, benzine can gelmiş, yanakları pembeleşmişti. Arada kalan incir ağacının çıplak dalları ıslaktı. Tek yaprağı bile olmayan ağacın her yerinde, patlamak için havanın iyice ısınmasını bekleyen, gizlenen tomurcuklar, parmak uçlarında hayatta kalma ve olgunlaşma mücadelesinde olan meyveler, birbirlerine uzaktan bakıyorlardı. Anılarımdan annem sesleniyordu:
“İncir ağaçları kardeşin senin… Sakın onlara zarar verme! Dalını kırma! Yaprağına dahi dokunma! ”
“Ağaçtan kardeş olur mu? ”
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Koşmak yarınlara, hedefe varış! ..
Mutluluğa doğru hoş bir uzanış...
Onurla yeşeren, açan can gülü
Sonsuzluğa doğru, duraksız yarış! ..
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta