Onur BİLGE
Ramazan bitmek üzere… Hemen hemen hepimiz elimizden geldiğince gereğini yapmaya çalışıyoruz. Oruçla nefsimize hükmetmeyi öğrenirken yardımlaşma ve dayanışmayı arttırarak kendimize sevgimizi çoğaltıyoruz. Birlikte oluşturduğumuz uhrevi havayı mümkün olduğu kadar teneffüs ediyor, ettirmeye gayret ediyoruz.
Bayram yaklaşmakta… Aramızda parasal sıkıntı çekenler çoğunlukta… Yetişkin de olsak, bir yanımız çocuk… Arada kendimizi şımartma hakkımızı kullanırken, mahrum kalanları ihmal etmiyoruz. Alışverişe toplu halde çıkıyor, belki biraz ucuz ama hepimize yetecek şeyler alarak sevinçlerimizi katlıyoruz.
Viranecilerin bayram hazırlığı da kendine özgüdür. Hemen hemen her yere olduğu gibi Kapalıçarşı’ya da ordu gibi gidilir. Mağazalardan olamasa da kapı önü mallarından başta Define olmak üzere ihtiyaç sahiplerinin eksikleri tamamlanır. Bu arada espriler, kahkahalar gırladır! Aynı yerlerden defalarca geçildiği olur. Çarşı büyüdükçe büyür… Ayaklarımız bizi taşıyamayacak hale gelir. Yorgunluktan yığılıverecek gibi oluruz. Hele böyle Ramazan günüyse… Bir taraftan açlık diğer taraftan susuzluk bastırıyorsa… Akşamı dört gözle beklemeye başlamışsak… İftara daha varsa… Dakikalar geçmek bilmiyorsa artık… Herkes yemek tarif etmeye başlar. Yöresel yemekler, en sevilen yiyecekler, meyveler… Sulardan bahsedilir. Küçücük derelerden nehirlere, çağlayanlara kadar… Pınar başlarının buz gibi sularının nasıl avuçlanarak içildiğinden söz edilir, kış ortasında olunsa da… Sabırsızlık had safhaya çıkar. Sonra bir lokantada saniyeleri saymaya başlarız. Geri sayımdır. Biraz sonra eller su bardaklarına, kaşıklara, çatallara, ekmek dilimlerine uzanacak, önce çorba, sonra diğer yemekler de nasiplerini alacaklardır.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta