Uzaydan bahsedilse, şüpheyle yaklaşıldı,
Tamamen aldatıldık inanç dersen kalmadı…
Yalan dolan bilimle size inanmıyoruz,
Birçok şeyiniz yanlış, artık aldanmıyoruz…
Mars’tan mı bahsedilir konu taş ve topraktır,
..
Zan yakışmaz davranış men edilmiş düşünce,
Rab’bin yasakladığı, her şey terstir bilince…
Hüsnü zan denilen şey olumlu düşüncedir,
Edilen iyilikte hoş inanç beslemektir…
Bir de suizan vardır, art niyet aramaktır,
..
Bir millet ki hem küfür hem zalim, paranoyak,
Köpekler katledilir, üstelik yakılarak…
İnanç nedir bilmezler ama ilerlemişler,
Cehennemin dibine apaçık yerleşmişler…
Çirkin işkencelerle vicdansız mahlûkatlar,
..
Her meslekte gerekli, ticaret usulleri,
Sevgi, saygı, hoşgörü, mesleğin karakteri…
Ürün temiz değilse, bu düzeltilmelidir,
Esnaflık şahsiyettir, müşteri bir nimettir…
Hırslı davranmamalı, biraz inanç gerekir,
..
Tevhit bozulduğunda aracılar çoğalır,
ALLÂH(c.c.) ’ın emirleri, aracıdan alınır…
ALLÂH (c.c.) ’a olan inanç, tavizlerle azalır,
Rab’be itaat olmaz, korkularsa dağılır…
Tövbe ALLÂH(c.c.) ’tan değil, kullardan istenilir,
..
Yıllar yılı kapanmadı
Gönlümdeki aşk yarası
Nağmelere sığamadı
Bu şarkının hatırası...
Aşk uzun bir yol sanılır
Yol bitmeden ayrılınır
..
Konuşulmasa dahi uzaylı gerçeği var,
Gelen misafirlerden dost olmayanlar da var…
Biz, insan kullarını Rab’bimiz aydınlatmış,
İnsanlığa indirmiş, Kur’an’ını yollamış…
Onlar, kimdir bilemem belki yaratıklardan,
..
Tahtadan bir oyuncak ya da taştan bir heykel,
Veya helvadan bir büst ya da demirden bir el…
Hiçbiri put sayılmaz, put bir tür din gibidir,
Tapınılabilen şey inanç sayılabilir…
Makam ya da zenginlik şöhret veya güzellik,
..
Geçen zamanı sayamıyorum artık. Ben hiç bu kadar uzun süre sensiz kalmadım ki. Yaramazlık yapmış da nasıl saklanacağını bilemeyen çocuklar gibi elim ayağıma dolanıyor. Mutsuzluk bulut gibi üstümde, sürekli hüzün yağmurları altındayım sanki. Her şeyin içindeyim ama dışındaymışçasına bakıyorum. Hayaller kuruyorum bize dair. Aslında gelecekten çok geçmişi yaşıyorum. Hep geçen sene bu zamanlar diye başlıyorum söze, yine aynı söylemlerle bitiriyorum. Eksik her şey, en tam denen yerde bile seni arıyor gözlerim. Bir tesadüf, bir söz, bir bakış, bir hatırlatma her ne olursa olsun yeter ki sana dair olsun diyorum.
Sabrımı savunuyor ve koruyorum hala. Yokluğuna alışmanın tek yolu sabırlı olmak çünkü. Ama gerçek asla alışılamayacak bir yokluk oluşun. Alışırsam nefesim tükenir, alışırsam zaten yaşamıyor olurum. Çünkü senin yokluğun demek benim yokluğum demek. Halen her sabah uyandığımda yanımdaymışsın gibi sana günaydın diyorum. Her gün batımında senle hesaplaşmalarımı yapıyorum. Elim telefona gitmiyor artık, sadece fark bu. Eski bir senli zaman yarattım kendime oradan çıkmıyorum. Maskelerim var yüzümde gün içinde, kimse fark etmiyor içimden geçenleri. Biliyor musun sevgilim üstelik hislerimin aksine davranmayı da öğrendim.
Yaşamayı öğrendim birazcık senden sonra. Biriktiriyorum tüm güzel şeyleri yaşamın içinden, elbet sana heyecanla anlatacağım zamanlar gelecek. Elbet yine ışıl ışıl gözlerimle paylaşacağım yüreğimi senle. Beklemeye aldığım şeylerle de mutlu olmayı beceriyorum artık. İçimde paylaşıyorsun ya benimle, yetiyor. Hiç olmadı çok mu daraldım yazıyorum sana işte, sanki konuşurcasına, sanki içimin en ücra köşelerinde elimi tutmuş yürürcesine seninleyim.
Gezinti bir ruh halindeyim günlerdir. Şehrin dar geldiği doğru. Kaçıp gitmek hissi var sevdiğim yerlere, farklı zamanlarda faklı şekilde olduğumuz ama aynı mekana iz bıraktığımız tatillere gitmek istiyorum. Bu nasıl adanmışlık hali diyorum bazen, nasıl inanç her şey sanki planlı programlı şekilde sana çıkıyor. Beklemeye gücümün kalmadığı yerde öyle bir işaret sunuyor ki ilahi adalet mucize diyorum. Hatta bazen yeterince yürekten ve koşulsuz değil mi sevgim kuşkusunu yaşıyorum. Daha ne vermeli ki uğruna. Her şey.. Zaten her şeyim sen oldun, kendimi geride tutum ben sen olmak için. Eşitledim sonra kendimi sana. İndirgediklerimin bedeli ağır doğru, olsun be canım kalkarım altından bunun da. Yeter ki o içimin sen yeri var ya, kal orda.
..
Bir insan bencilliği on kuruş daha kazanç,
Menfaatler yüzünden hak edilmeyen inanç…
Zavallı tavuk dostum biz, kötü niyetliyiz,
Sıkıntılarımız var bu yüzden de dertliyiz…
Sen ki rahat değilsin bizler zorba kullarız,
..
Tüm canlılar aç
Hepsi de muhtaç
Gönüllerde taç
Yürekte inanç
Dertlere ilaç
O bir ihtiyaç
Yudum yudum iç
..
Kardeşimizsin desek, bunu diyemiyoruz,
Dünyalı Dünyalıyla, yetinsin istiyoruz,
Aramızda ki farklar, bunu çok engelliyor,
Dost bile değilsiniz, sizi tanımıyoruz…
Tekniği aşmışsınız, fakat ne kaybettiniz?
Merhametiniz var mı, inanç taşır mısınız?
..
Bilim bir bebek gibi, Hak gizletmekle meşgul,
Bilmez ki Hak ortak mal uzaylı da Rab’be kul…
Sanır ki; Hak alınır, hakikat de yanılır,
İnançlar sarsılacak düzenler de yıkılır…
Hiçbiri olmayacak Hak hiç alınmayacak,
..
Sevmek güzel
Karşılıklı olursa
Saygı da olmalı
Değerini bulursa
İnanç besler ruhu
İçindeki imansa
Seviyorum seni
..
Sorunları aşılmış, tecrübe hat safhada,
Uzaylıda inanç var, fakat genel anlamda…
Özeline inersek, tür çeşitliliği var,
Biz gibi düşünmeyen, niyette farklılıklar…
Bizi kebap görenler, DNA arayanlar var,
..
İNANÇ GÖZYAŞLARI / RAHİM RECEP
Rudozem Rodop dağlarında bir madenci kasabasıdır. Yunanistan sınırında, ahalisi Pomak Türklerinden oluşur.; dinine çok sadık insanlardır.
Dağlarının altı tıklım tıklım madenlerle dolu olup her taraf didik aranıyor ve harıl harıl maden çıkarılıyor dağların altından. Tabii bu den çalışmalar yeni işçilere bazı bilgiler verilmesi gerektiğinden zaman zaman kurslar organize ediliyor ve bu kurslara bacacılık hakkında pratik bilgi vermek için bir iki aylığına bu kurslara gönderiliyordum. Bu son kurs çok gergin bir döneme gelmişti. Lakin gitmem deme lüksüne sahip değildim.
..
Bilgi Kirliliği
Günümüze kadar gelebilen eski öğretilerde neden en çok “İtaat” konusu vardır, hiç düşündünüz mü? Ben düşündüm; geleceğe eser bırakanların hemen hepsi gücü elinde bulunduran diktatör ya da kral türü kişiler olduğundan halkın itaatini kutsallarla sağlamışlar! Halktan olan hakikati dillendirenler zaten pahalı kağıt ve tabletleri kolayca kullanamaz, kullansa dahi kral ve diktatör hatta din adamlarının aleyhinde bir şey yazamaz! Bu durumda günümüze ulaşan bilgiler kral mezarlarından ya da kralları öven, itaati emreden yazıtlar olacaktır. Bu nedenle tarihsel nakiller güvenli değildir! Bilimsel incelemelerle varılan sonuçlar ise zaten yorum olarak görülmeli. Demek ki tarihsel verileri sadece bilgi için kullanmalı, tarihsel verilerde takılı kalmak tam bir felaket olur. Eski zaman egemenlerinin bıraktığı bilgileri tekrarlamak olur. O dahi potansiyeli eski zaman ulularına kaptırmak olur. İnsanlık bilmeden eskiye esir olur veya eskici olur!
Günümüzde bile bu bazı toplumlarda böyle değil mi? Taze bilgileri bile korkudan yazamıyor insanlar, bilgi daha üretim aşamasında sınırlanmış oluyor. Padişahım çok yaşa diyenler ne yazarsa halk onunla idare edecek. İtaat ediyorum o halde varım diyecekler.
Güya konusunda uzman bazı kişilerin saçmalığa varan hatta saçmalığı aşıp küstahlığa varan hallerini gözlemledim! (Benim kürtaj konusunda şahsi kanaatim cenin canlandığında kürtaj için geç kalınmıştır.) Eleman kürtaj konusunda karşısındaki aciz kadına diyor ki; “Beden senin ama karnındaki senin değil! ” onlar devamını getirmedi ben hayalden devamını yazacağım. Peki kadının karnındaki kimin? Birinci cevap için “Erkeğin de hakkı var.” Diyelim. O halde erkek ve kadının rızası varsa ve cenin canlı değilse; kime ne? İkinci cevap; “Tanrınındır” şeklinde olur ise ne olur? Bu durumda Tanrı ile o kişiler muhatap olur! Yani Tanrı adına birileri insanlara kural koyduğunda zaten sorun oradan çıkıyor. Kutsal kuralları Tanrı koyar ve sadece inananlar içindir onlar da, zorlama olmaz. Kişi hak ve özgürlük kapsamında olan kurallar ise zaten toplumun yasama kurumlarınca yapılır.
..
Karınlar tok oldu mu akla şükür gelmiyor,
Hak’la, maneviyatla, bağlantılar kopuyor…
İtaatkârlık bitip, nankörlük gelişiyor,
Nefis yetki alıyor, kibirlenme artıyor…
Sıkıntılar döndüğünde, önce üzülüyoruz,
..
Öğle vakti geçmekte, ramazan ayındayız,
Vatandaş tam saygılı biz, hür toplumlardanız…
Burası il merkezi, kimimizse oruçlu,
Şahsımız dolaşıyor, cadde lokanta yolu…
Bunlar da kardeşlerimiz, içte oturmaktalar,
..



