Sustası düşmüş insanlar, insancık olmuşlar. Belli ki var oluşlarından mutsuzlar. Karşılaşmamak için- şöyle böyle de olsa- tanıdıklarından kaçıyor, karşı kaldırıma geçiyorlar. Saçını-başını düzeltiyor ya da hayret edecek bir şey görmüş gibi kafalarını ters tarafa çevirip ilgiyle bakar oluyorlar, aslında boşluğa.
Tıkırında gitmeyen işlerinden,
yabancılaştıkları kasabalarından,
sabahları kepenk açtıkları arastadan,
merdivenlerini oflaya puflaya çıktıkları apartmanlarındaki dikey yaşamdan,
koca puntolarına boş gözlerle baktıkları gazetelerden,
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
Devamını Oku
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları



