🎯🔹 Toplumsal Ahlak Neden Çürüdü? 🔹🎯
Ahlaki çöküntü üreten çürüme bir toplumda bir günde olmaz. Bilinçli ve uzun ömürlü kötülüğün sistemli uygulamaları sonucu gerçekleşir.
Çürüme üç ayaklı bir unsur ile yönetilir.
1 - Dincilik
Dinci misyoner ithal bir kültür toplumda herkesin dini olarak sunulur. O dinin dili o toplumun dili ile yapılması dinsizlik olarak pazarlanıyor. Herkesin dini aynıdır gibi yalan ve ölçülmesi mümkün olmayan ifadeler kullanılır. Örneğin Türk ulusunun yüzde doksan dokuzu müslümandır gibi bir dayatma her dünyaya gözünü açanı esir alır. Doğar isim koymak için din yetişir kulağına ismini üfler, yaşamı duyunc sömürüsü ile geçer, ölür imam yine yetişir helallik ister. Hep bir ağızdan herkes iki yüzlülük eder ve helal eder. Ölene yaşarken hakkını koruyan soran olmaz. 1950 sonrası dincilik misyoner cehalet üretme fabrikası gibi çalıştı. Her okulun ve öğretmenin olduğu yere bir cami ve iman gönderildi. Topluma okulda dinsiz yetişiyor diye baskı unsuru oluşturularak cehalete insan devşirme yapıldı.
2 - Gayri Ulusal Siyaset
Ulusal siyaset egemenliğin kayıtsız şartsız ulusun geneline ait olduğu bir iradedir. Dincilik siyaseti ile geri kalmış akıl ve bilim dışına itilmiş toplumlarda demokrasinin yaşama olanağı olmadığı için bu toplumlar demokrasi adı altında misyoner çok partili ve ideolojili siyasete teslim edildiği gün egemen sömürgeci güçler olur. 1946 sonrası ikili anlaşmalara imza atan İsmet İnönü Amerikan mandasını adeta kabul ederek bunu ikinci dünya savaşından ülkeyi uzak tuttum adı altında hit faşizm süreci ile bugünleri hazırlayan dinamiti koymuş oldu. Genç Cumhuriyet devrimleri kendini koruyacak insan bilinci yetiştirmeden karşı yıkıma teslim oldu. Her mahallede bir milyoner adı altında toprak ağalığından para ağalığına taşınan küresel tefeci derin yapılar tehdit olarak beslendi. Sonra dinci siyasi ideoloji iktidar olunca bunlarla kol kola girerek yeşil sermaye adı altında misyoner dinin yanında misyoner ekonomik gücü de soygunun bir parçası yaptılar. Son yirmi üç yılda tek yetki ile hukukun askıda olduğu bir saltanat dönemi dayatılıyor. Dincilik ile üretilen cehalet biat ve itaat ile kula kulluk etmeye devam ediyor ve yüzde yirmi gibi devlet olanakları ile fonlanarak oya dönüşmüş durumda. Egemenlik kanun hükmünde kararname ile bir kişinin niyetine ve iki dudağı arasında bir insafa terk edilmiş durumda.
3 - Misyoner Kodaman Sermaye
Yabancısı ve yerlisi diye ikiye ayrılır. Yerlisi yabancının kolu kanadı. Kapının kilit tutmama sebebi. Ayrıcalık görür. Yasayla tefecilik dahil her kötülükten kolay para kazanmaları adına her kolaylık sağlanır. Hukuk onları korur onlara gücü yetmez. Bu tür kodaman soyguncu burjuvazinin olduğu ve dincilik ile cehalete esir düşen toplumlar da yetki tek bir kişiye teslim edilerek o ülke talan edilir.
Dincilik, misyoner siyaset ve misyoner sermaye üçü bir arada çıkar ilişkisi düzenini cami, medya üzerinden yürüterek soyar.
Gerçek hakiki din hakikatin tek olduğu anlayışı içinde doğruluk, dürüstlük, merhamet ve adaletin birlik beraberlik ve bütünlüğü koruyan bir sosyal hukuk devletinin yurttaşlık hakkının herkese eşit dağıtımı yapıldığı temiz duyunc içinde kimsenin dinine kimsenin kurumsal bir din yapısı adına karışmadığı toplumlarda yaşar.
Yahudi, Hristiyan ve Müslüman adlı ortadoğu çıkışlı dinler marka değiştirerek bugüne kadar her çağın talan ve savaş geçmişinin tarihini oluşturdular.
Kapital para dininin alt taşeronu ideolojisi olarak siyasete alet cehalete kurban edilen toplumlar da her çağda bu kılıktan görev aldı.
Türkler müslüman olduktan sonra kültürünü bu çakma kötü niyetli misyoner soyguncu anlayış ile korumakta zorlandı.
Anadolu Sümer uygarlığı sonrası akad zulmü ile talan edildi kültürü ise talana uygun kurumsal din serisi doğurdu.
Sami uyanık zulmü dini soygun ideolojisi yaparak her topluma uygun bir inanç giydirerek bugüne kadar sömürdü.
İnsanlığın ikinci atası Hun tufanı sonrası Anadolu'da Türk uygarlığını yeniden başlattı.
Bu çağ yine Anadolu'da bir kozmik devrim daha üreterek bir zulmün daha sonu getiriliyor.
Yalan ve yapay metafizik hilesi ile oyunlar oynasalar bile yüksek bilinç kalitesi artıyor ve bu aman vermeyen zalimliğin sonu geliyor.
Çağ neden kapanıyor kötülük hangi ahlak yoksunu çürüme ile bu sonu yaşıyor. Bunu kültürün nasıl dejenere edildiğini sosyolojik yıkım anlayış değişimi ile anlatmak istiyorum.
Doğunun duyunc sömürü kültürünün çürüme üreten anlayışını sanki atasözü gibi bir anlayışa dönüştüren zihniyet yaptı.
✓ Uyanmıyorlar ise utanmaya gerek yok tavrı son çeyrek yüzyılın sosyolojisi olarak tarihe geçti.
✓ Benin memurum işini bilir 12 Eylül 1980 rüşvet ile iş döner bu sorun değil anlayışını yine bu dinci mezhepçi anlayış bir kültüre dönüştürdü.
✓ Çalıyorlar yalnız çalışıyorlar diye destek verenler son çeyrek yüzyılda özelleştirme talanı ve inşaat rantı sağlayan çıkar çetelerinin çok istediği bir yol oldu.
✓ Bal tutan parmağını yalar anlayışı tek yetkinin hukuksuz bir şekilde kendi işine yarayan herkesi destek verdiği müddetçe soygundan beslenme hakkı verdi.
✓ Devletin malı deniz yemeyen keriz anlayışı yemeyen veys yiyemeyenler üzerinde öteki baskısı üretti.
✓ Yemeyenin malını yerler ile gücü yeten gücü yettiğinin hakkına çöktü.
✓ Atı alan Üsküdar'ı sayısız kere aynı yöntemle geçti. Kaybedenler bilerek atı alan ve Üsküdar'ı geçene destek verdiler.
✓ Biat ve itaat içinde kalmak kol kırılır yen içinde kalır anlayışı suçlu ve düşman tek yetki dışında birileri inanışına sebep oldu. Kutuplaşma bir faşizm yöntemi olarak sonuç aldı.
✓ Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez, borç yiğidin kamçısı gibi tefeci işine yarayan sözler doğru bir tutum gibi kültüre dönüştürüldü. Oysa borç tefecinin kamçısıdır.
✓ Üzümü ye bağını sorma. Helal haram arama. Hak edip etmediğine bakma. Fırsatını buldun mu götür anlayışı amaç yapıldı.
✓ Söz gümüş ise sükut altındır ile sessiz, suskun dilsiz bir şeytani destek unsuru biat ve itaat dışı güç oluşturuldu. Zulüm karşısında susan dilsiz şeytandır diyen dine inananlar tersini doğru buldular.
✓ Komşuda pişer bize de düşer beleşciliği bir başka kötülük üretti.
✓ Doğru söyleyenler her çağda olduğu gibi bu çağda da her yerden kovuldu. Zulüm ve talan dönemlerinde hakikati savunana karşı bütün kötülük güçler birleşir. Sonuçta tümü o hakikate yenilmekten kurtulamaz.
✓ Bana dokunmayan yıkan bin yaşasın bencilliği korunaklı bir güvenlik alanı oldu. Oysa dokunan herkese dokunur. Bir toplumda bir yere yapılan kötülük herkese yapılabilir inancının önünü açar.
✓ Karşıya geçene kadar ayıya dayı demek gerekir anlayışı korku ve esareti büyüttü.
Son çeyrek yüzyılda bu çürümenin sosyolojik yönlerini ortağı cehalet ve bu cehaleti kullanan küresel soyguncu tefeciler ve yerli işbirlikçi kodaman tefecilerin bilinçaltını deşmek istedim.
Halifelik Anadolu'ya geldiği günden bugüne ikinci Mahmut'un bektaşi kültürüne yaptığı zulüm ve yerine sunni merhepcilik kültürünün misyoner kültür ithalatı ile büyük zarar gördük.
1923-1938 tarihleri arasında yetişmiş insanların direnişi sayesinde bugün yurttaş hukuku içinde etik ahlak anlayışını savunan bir toplum anlayışı yine devrim diyor.
Dibe yine vurduk ve uyanarak acı içinde ayağa kalkıp sonsuza kadar huzur içinde yaşayabileceğimiz bir devrim ile insan ve toprağı iyileştirerek Türk uygarlığını yeniden hakim kılacağız.
Aydınlanma çabasını dinsizlik veya yangın yeri olarak göstererek birlik ve beraberliği bozarak kutuplaşma yaşayan her toplum içine kendi düştüğü karanlık ile her ışık yayan yıldızdan uzaklaşarak korkar hale geldiği için zulmü büyüten temel cehalet gücün zulmünü ayakta tutan kolonlara dönüşür.
Toplumsal değerler art niyetli çabalar ile zayıflar ve çürür. Çürüme tepeden başlar aşağıya doğru yayılır. Atalar balık baştan kokar boşuna dememiştir. Aile çürüme sonucu bozulur ise aile bireyleri arasındaki menfaat çıkar çatışması büyür. Başlayan çürüme tam çürütene kadar durdurulamaz. Sağlam kalmış olmak yetmez çürüklerden uzak durmak gerekir ki çürüme saglamlara sıçrama yapmasın.
▪️Önder Karaçay ▪️
Önder KaraçayKayıt Tarihi : 22.11.2025 23:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
🔹♾️ TÜRK ♾️🔹




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!