Affına sığındım var ki kusurum
Görmeyecek kadar cahilim lütfet
Ne olur bir şey de ben ışıksızım
arafdayım körüm ne olur affet
İncittiysem hasas narin ruhunu
Nihat abi! bak yeminle kaçarım.
camı çerçeveyi de kırarım. dinle bi!
Abi! bira bari bırak
Nihat abi! abi!
Müslüm Gürses sahnesine gitmekti...
oopps! yine altın avı...
kasabasından ayrılmış bir atlı
hep karanlıkta yol aldı
Ehi amico... c'è Sabata, hai chiuso!
olamaz!
o mahalleye yeni gelmiştim
herkes bana bakıyor, kimlerdendim
çocuklar top oynuyor
gittim yanlarına tabi ki yine ben kaleye geçtim.
günlerden bir gün geziniyordum kendimce
beni bilenlerde vardı. Belki de fikrimce
ulan! çubuk kraker sevmem ki ben
ne yiyip duruyorsun ince ince
şu sakızı icat edene de...
Nihat abi! sana niye Cüneyt diyorlar?
işinize bakın oğlum! hassas konu bunlar...
ben biliyorum da anlatmam...
abi! senin için figüranlık da yaptı diyorlar...
Nihat hop! çayla bizi
o her zaman güce boyun eğdi
onun müthiş onaylama yeteneği
herkesi manüpüle etmesi...
zamanla korkunç bir güce dönüştü
bazen cesur bir asker...
İspanyol güneşi...
bu güneş tanıdık değil...
kocaman bir duvar tellerle çevirili
hepimiz silüetler gibiyiz.
biziz... buradayız adiler ve suçlular..
eğer o günlere şahitlik ediyor olsaydınız
ve eğer inançlı bir Almansanız;
onun sizin için gelen bir Mesih...
ve ya bir masal kahramanı sanabilirdiniz.
Berlin'de her şey tamamen değişti
karanlık ve toprağı...
tırnaklarım kanayana kadar kazıdım.
bir aralıktan süzüldü ay ışığı.
gökyüzüne elimi uzattım
son kez...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!