Sırtında yüküyle hüzün
Kollarında taşır özlemi,
Mola verir küçük sevinçlerde
Göz kapaklarına kapanan en ağır kapı
Yudumluk sevgiler
Dolu göz pınarları parlıyor
Karşı tepedeki hanelerin,
Bir bir sunuyor geceye ateşlerini,
Kor bir şavk huzmesinde
Karaya dönüyor sarı haleleri...
Dostlar kalmıştı geride,
Küf kokulu odalarda koklaştığımız,
Sohbetler asılı idi ,kireçli duvarlarda
Çerçevesiz,iki ,üç fırça darbeli,
Turuncu,gri,beyaz ekseri...
Sen her ilkbahar ,
Döküp siyah zülfünü,
Kırmızı entarin üstüne,
Gelin olursun.
....
Bilmez misin
Gidişin
Sol yanıma kilitlenen
Nafile çırpınışlarıdır
Kuşların,
Bekler inatla
Gövdeme sarılı yaprakların
Ömür mevsiminin her baharında
Ayrı güller açar bağında gönül
Devranı döndürür gençlik çağında
Dertsiz tadı ile tuzunda gönül
Günler geçer de değeri bilinmez
Unutma sakın gülücük kıyılarını,
Sıkı bir yağmur sonrası açan,
O nazlı güneşin dokunuşuyla
Işıldayan taşların altından ,
/İçine çektiği taze toprak kokusunun umuduyla/
Bir uçtan bir uca ansızın aralanmış
Acı buzların üstüne,
Pembe örtüydü
Gülümsemek,
Koklayamadığımız çiçeklere
Aynı resimden
Bakmak gibi
Al örtüsü gülün her mevsim açmaz
Bülbülün sevdası bir ömür bitmez
Yanar ateş ile hâlinden bıkmaz
Lal eden dikeni dile yazmışlar
Görsen can'ı bir gün gönül gözüyle
Kalbe düşen de bir katre,
Nur-u ile yürek güzel,
Can'a döşün ,derde fitre,
Şems ile çehresi güzel.
Gül ,gülerken yüzüne,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!