Kayık ayar verememeli ,denizsen,
Dalga senin ,
Balık senin,
Yosun ,senin yeşilinde
Güneş ve rüzgâr değilse de
Ölüm kara bir gürültüydü
Ayaklarının altında...
İlkin başı döndü şehrin
Yıkıldı evin direği,
Ocağı söndü.
Düşünce yaprak dalından,
Ne göz kalır ne gönül
Geçmişse bu ten canından
Toprağım mevlama kul.
Göz görmez dururken secde
Ne yüktür bilekte dizde
Yürek atar narıyla yazda
Sevda ecele hoş gelir
Ekim 2011/MALATYA
Alaca karanlıkta yarı süzgün gözlerinden
Dökülen düşleri görüyorum şimdi ,
Mahcup,aklı dolaşık ellerin
Gecenin tüm ışıklarını soğurmuş ,
Bekliyor,
Umarsızca kanatlanmış sözleri avuçlayıp
Ne çok yakışırsın
Yuvanın bahçesine,
Serçelere sığınak,çocuklara yaren,
İkramı bol,
....
Dut ağacı,
Kurumuş avuçlarında
Eylülün bıraktığı çiçekler,
Çıtır çıtır gülüşler yanağında
Yaz, kor sıcağıyla öpmüş ,unutmuş
Gizlice dudağından
Sessizce geldi bahar,
Suçluydu dalda yeşil,
Ötüşen kuşların
Sakladığı bir şeyler var
Mor leylaklar yüzünü
Şanzelize'den süzülüp
Zafer Takı'na düşse de
Selvi boyunun gölgesi,
Işıl ışıl yaksa da geceler
Her katında
Ayrı ateşleri,
Korkunun sükut ardına gizlenişi,
Kaybedişin sakin seslenişi,
Ey/lül
Sarı etekliğini giydin yine
Güllerin içinde
Ayrılığın habercisi sabah rüzgarın,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!