Penceremin önünde güvercin
Yarenlik eder derdime;
Rüzgarım ol,der
Uç benimle,
Götüreyim seni
Gitmek istediğin yere.
Güzelsiniz,zemheri güneşi kadar,
Nadir, ılık ve geçici
Sonra kışın soğuk nefesi
Ürpertir teninizi
Karlar yağarken yorgun
Neden uçurmamış
Gönlünden şu zavallı kuşunu,
Gönül,
Hiç hür olamamışsın.
Şöyle derinden bir
Oh deyiş,
Önce ayakkabıların gider
Bedenin ardı sıra
Masanın üstünde
Kitapların,
Yastığının altında
Pijaman kalır.
Bir gün gelir biter güller
Umut ekmek ister gönül
Susmaz artık susan diller
Deyip gitmek ister gönül
Yol verirsen yol bulasın
Ezilerek zemin alıyor sonbahar,
Akşam esintisinin arasından
Kızıl sarı dökülen nameler,
Kırgın ve çığırkan bir meyan
Sesizlik ile,
Ağır ödüyor
Sıradan bir gün
Aynı telaş ve kaygı
İş ev arası
Yol aynı
Aynı durak...
Yokluğumda mahsun kalmış sardunyam
Alaca çiçekleri dökülmüş içine ,
Yeşili yanık sarı
Yaprak uçları kıvrık ...
....
Belli ki kurumuş dizleri
Küçük bir serçenin,karnından atar kalbi
Kaçırılmış otobüs,
Ya da yarım kalan iş tıkırtısında
Huzursuzluğu,
Neresine dokunsan,
Ne kadar sıkıca, sardıysam seni
Yüreğim yüreğe,vursun diyedir
Sevdasında volkan,bağrında ateş
Geceler boyunca,yansın diyedir
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!