Sevginin hakkını ver,
Sözcüklerin gizlenme arkasına
Samimi olmak zor; ama
Dürüst ol, inadına zamana…
Meyveyi dalında kandırdık,
Yolumun akşamla kesiştiği an
Kalbimde kül yakar bir garip korku
Mevtalarla dolu bu sessiz umman
Olur, cepkenime korkulu pusu
Yürürüm yolların en mahremine
Meyanın balıdır gardaş
Şifadır bütün bedene
Böbreğinde kalmaz taş
Kuvvet verir midene
Meyanın özüdür gardaş
Dağın, taşın, yaşlı başın
Zorludur yaşam savaşın
Eski usul pişer aşın
Şehrinde Adıyaman’ın
Memur, rençper, zanaatkâr
İçimin en sıkıldığı anlarda
Çomak değmemişse günahtan yana
En parlak fikirler çarpar aynama
Çözülür Kaf dağındaki muamma
Düşünmek renk katar hülyama
Faturalı bir yaşam,
Dipkoçanlı sevgiler
Kim, kime samimi belli değil
Kimi hasta yatağında günbegün erir,
Kimi sağlamken inler
Kiminin yapısı kagir,
Düşme hayat kucağına
Kimseler yanmaz âhına
Döktüğün hüzün yaşına
Bir tek teselli satarlar
Zaman harcar, ürkek ürkek
Akşamın şuh evhamı gecelere düşünce
Bir derin korku kaplar yüreğimi sessizce
Tarifsiz bir ürküntü dolaşıp damarımda
İçimdeki sancıyı üleştirir kendince
Kalbimin tıkırtısı sarı katıp benzime
Kuran nice kurmuş senin adını
Bir yarı ölümsün, karanlığa yol
Göç ettirir, akıtmaz da kanını
Hiç gerdirmez kanat, hiç oynatmaz kol.
Ne zaman eskitir, ne asır seni
Yine sıkıldım zamandan
Yine boğdu beni mekân
Niye çıkmazsın aklımdan
Seni düşünürüm her an
Yine daldım hayallere
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!