Kapanınca aşkın mahzun defteri
Yanacak yüreğin, bilesin bir gün
Nasıl ki aşkınla oldum serseri
Senin de yanacak yüreğin bir gün
Sevda yeli yaladı bedenimi
Şu buz gibi sular yürek ağrımı
İnan kızım bana söndüremiyor
Bıldır yel girmişti şu kuluncuma
İki koca yıldır hiç kesilmiyor
Komşu Eşballı da aynı sızıdan
Eşhedüyü zor getirip göçtüydü
Seven var ki nice nice
Yanıyor Mecnun gibice
Gündüz olup nice gece
Yol gösteriyor Cemşid’e
Ne Hurşid oldum bu yerde,
Ne Kerem’den bir kırıntı…
Her ışık bir yere düşer
Gölgeler içinde
Her yağmur toprağa hasret
Bulutlar içinde
Gecenin gündüze hasreti
Zıtlıklar içinde
Güzellik namına ne varsa sende
Bir nazar kıl, gönül gözüm açılsın
Zamanın kasveti çöktüğü anda
Hüzünlü gönlüme ışık saçılsın
Nazarın, toprağı yeşerten yağmur
Varlıkla yokluğu tartan terazi
Süzülen bir katre iksirde gizli
Yokluğun hasrete kattığı sızı
Seninle bir değer ifade eder
Hiçbir anlamı yok, sen yoksan eğer
Yine son demi gecenin,
Birazdan güneş yeşerir
Bu ten düşer mi bir daha,
Dahasını Allah bilir.
Seni düşünüşte son nedir?
Neden yorulmaz gönlüm?
Bir damla gibi süzüldüğüm gün yerin altına
Bir hasret başlayacak senden uzakta
Kim bilir kaç asır sürecek ve bir gün
Yeşerecek tohumlar
Kimine bahar, kimine hazan
Kimine bayram, kimine acı,
Hikâyeci, romancı, fikir adamı
Kitap yazan çoğu sanatçı
Aslında borçlular bana
Okumayı sevmez memleketimde
Zor bela okuttuğum kitapları adına
Öğrenciler yalvar yakar
Birkaç satır karaladım, biraz duygusal
Aşka dair, uysal uysal…
Derinlerden ilham aldım kendimce
Kurguladım mahzun mahzun
Birkaç estetik tamlama.
Şiir olsa dedim sonra
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!