Garip bir acıyla dolarken gönlüm
Ufukta bir nokta boyayıp gittim
Göçtü maveraya yel gibi ömrüm
Hayat denen zehri yalayıp bittim
Göç bir mevsim oldu yalnızlığıma
Ne manzara tanıdım, ne doğadan bir kesim,
Hissederim, ne var ki, beynimde olmaz resim
Karanlıktayım, ama Ay’a kavuşmaz sesim.
Işıklar kaçar benden, karanlıklar tek eşim…
Gözüm, elimde duran incecik bir bastonda
Günler, aylar hain pusu
Benim umudum sendedir
Zamanın kaçmış uykusu
Bütün huzurum sendedir
Etrafta her portre zehir
Bugün dişçiye gittim
Randevum vardı,
Dişçimin dişi şişmiş
Hali dumandı,
Randevum yandı.
Bir dua kitabım var
İmsakta açılır eli
Bana dualar eder
Nice yakarır dili
Bir dua kitabım var
Semaver, sarnıç, dibek, kokusunda bitkiler,
Her evin yolu bahçe; her ev bahçe içinde…
Hayat, karınca gibi: Yazın çalış, kışın ye.
Hikâyeler, masallar, bahara kadar sürer.
Avludaki tulumba, yosun dolu yeşillik,
Ey sevgili ruha dar gelir dünya
Sen bakınca o yeşil gözlerinle
Ey sevgili sığmaz kalıba rüya
Dokununca hicranlı sözlerinle.
Ey sevgili gözlerin keder verir
Bir boşluk var karşımda
Ötesi seçilmeyen
Destansı tavırlarla
Vuslata geçirmeyen
En cücesi bile dev
Bir dala konmuştu beyaz güvercin
Paçaları yamalı
Tükenen nesline inat
Dönüyordu son sürat,
Aşağıda bir düğün alayı vardı ki
İn-cin bile oynuyordu sesli-sedalı
Şu zaman hayatın koynunda çile
Her nefes varlığı gözleyen sonuç
Söz kesmiş her gönül hisse yok dile
Bir benim, bir de sen, gerisinde uç…
Bir resim, bir şiir, bir sırma duruş
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!