Memleketin taze sokakları dar
Kemale ermemiş, henüz toy
Yürünsün diye bu taze taşlar
Sesler serpiştirilmiş ordan burdan
Ağaçlar uyutulmuş orta yerde
Çiçekler kokuya belenmiş
Şu karanlıklarda eşya ne de haşarı
En ufak oynatışta bağırır, isyan eder
Ürperten bir sessizlik ister de tabiattan
Sonsuz uykuya dalıp öylece kalmak ister.
Şu karanlıklarda eşya ne korkuludur
Yaşam duygusunun sende kamçısı
Suskun gönüllere ateşsin sevda
Hem teselli sözü, hem de şarkısı
Sevgiyi sevgiye çalansın sevda
Hasret acısıyla dolan maziye
Saçlarıma ak düştü,
Göz kapağıma morluk
Kederden değil, çok şükür
Yaşlılıktan hiç değil
Galiba irsiyet meselesi…
Ne kadar güzel söz varsa, duygusal;
melankolik, insanı ruhundan vuran
Hep söyleniyor birilerince, usul usul
Yaşayan söyler derler, çileyi çeke çeke
Nasıl yaşanır peki? Onu bilmeli en önce
Eyvah onu bile bilmek için
Sakın küsme dünyaya, kısadır lakin kaldığın
Unutma şunu da asla, balık isyan etse suya
En fazla vurur karaya…
Zaman akıp giderken göçer güzellikler de
Dünya çok kirlense de, temiz katında yaşa
Bülbülüyem yanık dağların cano,
Canım her çekende yaslanıyorum
Bizim memlekete hasret kalanda
Bir günde bir ömür yaşlanıyorum
Kölesiyem mertçe yaşayanların
O da okumak istemiştir mutlaka
“Adam olmak”tan nasiplenmek adına
Okumuşun kıt kanaat,
Okumamışın adam sayılmadığı ortamda…
Çocukluk, gençlik hep ırgat yollarında,
Bahar geldi, güller açtı nazenin
Gönlümün keyfi yerinde
Bülbül öttü, dal yeşerdi
Nergis derdim sevgiliye
Bir bülbül kondu dalıma,
Hasretten yana dolu doluyum
Bütün insanlar
Matem ve hüznün başucundalar,
Hasret ki madem yakar kavurur
Ayrılık, sitem, bütün çileler
Olmasın derim, olmasın işte
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!