Oturup da bir deniz kenarına
Devşirseydim efkâr üstüne efkâr
Gözümün aldığı mavilik kadar
Hayal kursaydım, senin üstüne…
Bir dere kenarında, bir kuru yerde
Ne daması var, ne rengi sarı
Her geleni taşır, tarife aynı;
Zayıfı da aynı şişman da aynı,
Yürüyüşü sanki acemi kağnı.
Gece çalışmayı pek sevmez; ama
Hiç yakıt tüketmez, çevre kirletmez
Mazide kalmış yıllarım
Mayınlı sahada yollarım
Yaşamak herkese umut
Ama hep boşluk yanında
Zümrüdü Anka kolunda,
Buğulu bir fotoğraf çektirdim,
Pek belli olmasın diye, değiştiğim,
Üst köşesine yerleştirip profilimin
Halimi gizledim, epeydir görmediğim
O eski aşina gözlerden…
Ne ayran pazarı, ne yoğurt satan,
Yanık tenli çocukların kalmadı.
Ne saman pazarı, ne Vahap amcan,
Kasap pazarın yok, etin kalmadı.
“Yirmi beşe, şaştım bu işe.” diye,
Beraber yaşlandığım,
okulda, kışlada, görev yerinde
Nice dostlar geçip gitti
Mezun ettim çok sevdiğim
Nice öğrencileri
o kadar özledim ki...
Ben de bir garibim bu yalan yerde
Ne olur beni de gör ara sıra
Latif endamını pek görmesem de
Perişan halimi sor ara sıra
Yorgun ve çaresiz şu tabiatta
Arayan ne bulur, şu loş dünyada
Gam yükü kimimiz, uğramaz sürur
Kimimiz ha bire yaşar macera
Açlıktan ölene ekmek, bir parça...
Hanedir adı,
çok güzel villa veya baraka
Benim baba imajım
Acımasız hayatın
Hıncını alır gibi
Ezmesi adım adım
Benim baba imajım
Aşıklar ve ışıklar…
Gözlerini kamaştırır sevenlerinin,
Aydınlatırlar biteviye.
Işıklar ve aşıklar
Sevdadan yananların
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!