Küçüktüm, incecikti bedenim
Bindirdiler bir hasret terkisine
Kimsesiz bir hayatın heybesisin dediler
Ağacın yemiş vermez, zamanın hüzün…
Nemli gözün su verdiği
Bu gün daha elemli, daha da kötü dünden
Samimiyetsiz yüzler, seçilemiyor kirden
Adaletsiz bir sistem taradı dört tarafı
Liyakatsiz yağdanlar inmiyorlar mevkiden
Efendilikleri yok, kuyu kazıyorlar hep
Zehra, Nabizade’nin değil,Adem’in...
Vallahi gözlerimle gördüm,
Seviyorlardı birbirlerini,
Birinci sınıftan beri.
Geçen gün tahtaya yazmıştı ki, Ganime:
Adıyaman, bir yaman sevdan vardı
Hem vefan hem sefan hem cefan vardı
Gün doğar, gün batar, kuşlar uçardı,
Gün doğmadı acep kıyamet midir?
Caddelerin sıra sıra uzardı
Solgun gözlerinde derin bir sitem
Kalbin hüzünlü mü bir tanem annem
Bir dua yolla da kalmasın elem
Kuş olup boşlukta gezinsin sinen
Hayat yorar, yorsun huyudur onun
Zamana bir askı mümkün olsa da
Kaybolsak mazinin Kehkeşanında
Ellerinden tutup bir serencamın
Süzülsek toz bulut semalarında
Ne dünya kirinden ne yalanlardan
Sadık olmak nedir, sen bilir misin?
Sadık olmak soyluluktur mesela,
Elif gibi dimdik durup ardında
Sevdiğine ölümüne bir vefa
Kötülüğe karşı durmaktır ya da…
Eski kafa, basiretsiz bir bunak
Şeref bahsi açmış, ülküden yana
Kim yalaka, kimin alnı ak?
Sahip çıkmak nasıl olur vatana?
Kalemini ele satmış dalkavuk!
Kırıldı prangası gizemli şarkıların
Gülün kokusu kaldı telgraf tellerinde
Artık nihayet buldu bitmeyen sancıların
Bir şubat hatırası sükût iklimlerinde.
Bağladı bahçevanlar kısmetini kuşların
Kelam ulu ağaç, yemişi sırda
Bir tat alamadım, kaldı turfanda
Ne el aldım mavera bahçesinden
Ne hayret rıhtımı, geçmedim usta.
Bade içmek aşıkların nasibi
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!