Yazan kalem siyah bu gece.
Mürekkebi kaderden, harfleri suskunluktan…
Ne yazsam eksik, ne anlatsam yetmiyor.
Çünkü içimde geçmeyen bir zaman var,
Sen gittin… ama saatler hâlâ seninle başlıyor, seninle bitiyor.
Bir ömür dediler,
Ama sen yoksan, o ömür perişan bir son dem yalnızca.
Hayat, karanlık bir gecede kaybolmuş bir yol gibi,
Ve ben, sisin içinde seni arayan bir insan…
Seni sevmek mi?
Onu çoktan geçtim —
Ben seni unutamamayı bile beceremedim.
Araf’tayım.
Ne geçmişe dönebiliyorum, ne senden vazgeçebiliyorum.
Bir tarafım bahar gibi açmak istiyor seninle,
Diğer yanım donmuş bir kışın içinde kaldı.
Gözlerin limandı benim için,
Ama artık o liman bile beni almıyor içeri.
Engin denizlerin ortasında,
Kendi sesimde boğuluyorum.
Kimi zaman susuyorum,
Çünkü bazı acılar sadece içten anlaşılır.
Seni anlatmaktan yoruldum,
Ama seni içimde taşımaktan hiç vazgeçemedim.
Bir insan ne kadar perişan olursa olsun,
Sevmekten vazgeçmiyor…
Çünkü aşk, kanun gibi işliyor ruhun damarlarına.
Sen, kalbime hükmeden tek gerçeksin.
Sonsuzluk ne biliyor musun?
Gelmeyecek birini beklemek…
Sadece bir ihtimal için
Kendinden geçmek,
Adını söylemeden
Yüzünü unutamamak…
Sevgilim,
Bu satırları okursan bil ki,
Ben hâlâ karanlık bir gecede,
Seni bekleyen o insanım.
Sis dağılmadı, kalbim dinmedi,
Ama sevmekten hiç caymadım.
Bu mektup,
Bir ömrün iç çekişi,
Geçmeyen zamanın kıyısında yazılmış
Ve sadece senin için mühürlenmiş…
Araf’ta kalan yüreğimden,
Vazgeçemeyen bir kalemin son duası…
Kayıt Tarihi : 7.11.2025 20:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!