Selanik, doğduğu şehir
O mavi gözlü, dev bir şair.
Hapislerde geçti ömrünün yarısı
Hep yolunu gözledi ayrı ayrı on iki karısı.
Yoktu yemediği yemek
Yürümediği yol
Koklamadığı gül…
Sevdiği kadınlar için cehennem gibi yandı
Aldatsa da kadınlarını deli gibi kıskandı.
Akşamcı olmadan içti
Sarhoş olup kendinden geçti.
Yalan söyledi hem kendisi hem de başkası için
Durup dururken de yalan söyledi bilmem niçin.
21’inden sonra ne camiye gitti ne de kiliseye
Ama gitmedi desek yalan olur falcıya,büyücüye.
Kahve falına baktığı da oldu
Yalan olmaz eserleri otuz- kırk dilde basıldı desek;
Fakat Türkiye’de Türkçeyle basmak yasak…
Uyanıkken görürdü rüyayı
Uyurken ne görürdü bilinmez ama
Tek odalı bir ev zannederdi dünyayı.
O, bu dünyada mavi gözlü bir devdi
Moskova onun için ikinci bir evdi
Ha Moskova,ha Ankara
Ne fark ederdi….
Bilemeyiz ama mavi gözlü devin genini
Çok severdi, insanı hayvan türü olarak gören Lenin’i
Lenin’i görmedi; ama genç yaşında
Nöbet tuttu onun tabutu başında.
Özlerdi güler yüzlü komünizmi hep
Önemi yoktu uğruna öldürülen yüz binlerin pek.
Bir tarafta Atatürk devrimleri
Öbür tarafta komünizm hayalleri…
Yayılacaktı dünyaya kardeşlik,
Sallayacaktı bütün çocukları
Mavi atlas döşekli beşik…
Aslında içindeydi böyle bir dünyanın;
Fakat farkında değildi böyle bir rüyanın…
Derya içre olup deryayı bilmeyen balık gibi.
Kan damarları karın bölgesinde dolanır,
Beyne yol bulup gidemezdi pek.
Göğsünde olsa da kuş kadar bir yürek;
Mavi gözlü bir devdi mübarek…
İçine çökmüş dev bir karın
Hep açtır.
Doymayacaktır,
Ne bugün ne yarın.
Uzunca bir boy,
Tepesinde bir kafa
Orta boy,
Zeka küpü…
Zekası gözlerinden akar.
Bilmezdi Atatürk’ü
Lenin’i,Mayakovski’yi bildiği kadar…
Hiç kalmadı aşktan uzak,
Güzel yüzü, güzellere tuzak…
İsyan vardı kaya kartalı gibi
Mavi bakışlarında hep…
Bela olmuştur başına peş peşe gelen aşklar.
Yer altı pınarları gibi birikip
Ardı ardına yüreğinde patlar
On yedinci yaşının ilk yazı…
Aklını başından aldı bir vali kızı.
Görünce zeytin gözlü kadını kendinden geçti,
Ömrünü bir yudumda ellerinden içti.
Öyle güzeldi ki Sabiha Hanım
Bir içim su! Bir peri kızı…
Zeytin gözler bazen güler,bazen buğulu…
Mavi gözlü dev,
Seyrederdi kömür gözlerinde İstanbul’u…
Dev, on yedi yaşında.
Parladı birden gönlünün yıldızı
Bu yıldız ünlü bir doktorun baldızı…
Aşka tuş oldu mavi gözlü dev.
Ve aşk karşısında
Geldi dize…
Rüyaya daldıran,
Aşk şarabını sunduran,
Yanan alnına dokunduran,
Gözleri ışıktan Azize…
Şükûfe Nihal…
Çok güzel değil ama müthiş çekici bir kadındı.
Kısa bacaklı,
Ayva göbekli,
Gözünde nurdan bir ışık.
Bakımlı ve şık…
Devin damarlarından girdi,
Beyin kıvrımlarında dolandı.
Aşkları dillerde destandı,
Hiçbir silgiyle silinmez…
Ama bir gün nedendir bilinmez.
Son kez sarıldılar,
Ayrıldılar.
Bir gün mavi gözlü dev,
Nüzhet derlerdi adına
Âşık oldu minnacık bir kadına.
Kadının istediği ebruli hanım eli açan
Küçücük,cicili bicili bir evdi.
Mavi gözlü dev, bu kadını çok sevdi.
Kadın sığsa da minnacık
Ebruli çiçek açan bu eve.
Ayak uyduramadı mavi gözlü dev’e…
Nasıl sığsındı bu minicik eve mavi gözlü dev?
Kendisine mezar bile olamazdı
Ebruli hanım eli açan bu minik ev…
Aşkın beşinci rengi Lena.
Hoş kokulu bir çiçek…
Hoş kokular gelir devin burnuna.
Aklın dışındadır dev aklı,
Bu çiçekte ne güzellikler saklı…
Ayakkabısı otuz yedi numara
Rus işi…
Etkiledi devi,
Bu güzel çiçeğin inci dişi.
Narin,
Dirençli,
Şehla bakışlı,
Ağır başlı,
Devden biraz yaşlı…
Bilmem ne oldu?
İki yıl sonra bu çiçek birden soldu.
Ayrıldılar…
Semiha Berksoy,
Aşkın on iki renginden birisi…
Güzel kadın!
Genç irisi…
Bu alımlı-çalımlı saksı çiçeğinin
Güzelliği kaçar mı gözünden
Mavi gözlü devin.
Semiha iyi kadın
Delişmen!
Sevgisi içten…
Diğer yandan Piraye…
Güzel yüzlü dev iki ateş arasında
Devin kafası karıştı,
İki aşkla yarıştı.
Gözü,birinin gözünün karasında
Diğerinin kaşlarının arasında…
Devin aklı akıl ötesi bir akıldı
Gözü Piraye’ye takıldı
Ve Piraye’de karar kıldı
Evlendiler kimseye haber vermeden
Kimse görmeden…
Fakat yol göründü Mavi gözlü deve
Zorunlu misafirhane…
Bu aşka dair
Buradan pek çok şiir yazdı
Mavi gözlü şair…
“Canım”lı”cicim”li mektuplar devam ederken
Taze bir aşkın temelleri atılıyordu yeniden.
Münevver hanım ziyaret eder devi bir gün
Sabah erkenden…
Münevver Hanım girince oradan
Piraye Hanım çekilir aradan
Mavi gözlü dev,çok sever bu dul kadını
Kumral saçlı,yeşil gözlü Münevver…
Kendisinden on beş yaş küçük…
Yeşile bürünmüştü her yer.
Dağlar,denizler,ırmaklar,vadiler…
Her yer yeşile kesiyor;
Hatta rüzgâr bile yeşil esiyor.
Unutur bir anda Piraye adını…
Başlarken Moskova’ya yolculuk
Bu aşktan mavi gözlü, sarı saçlı bir oğulcuk
Kalır geriye.Bir de gözü yaşlı annecik…
Aşkın sekizinci rengi Suat Derviş…
Dev, bu güzele de gönül vermiş.
Derviş,kara gözlü,kara kaşlı
Genç,güzel; fakat biraz dik başlı
Biraz da şımarık…
Ağlasa gizler gözyaşını,
Eğemez dev bu güzel çiçeğin başını…
Kalbi taştan…
Çıkaramaz dev, onu baştan.
Gezerken birlikte bir gün Çamlıca sırtlarında
Karların üstünde.
Birden ince bir sızı belirdi Derviş’in göğsünde…
Aşka tuş olmuştu Derviş.
Daha fazla direnemedi devin karşısında…
Sohbet eder yakınlaşırlar…
Aşka doymayan dev,
Bu çiçeği de sever.
Sev Allah sev!
Evlenirler…
Cahit Uçuk,
Güzellikte yoktu dengi.
On iki aşkın en güzel rengi…
Uçuktu,şahikasıydı güzelliğin…
Bu güzel için ne söylense azdı,
Bu güzellik için duygusal bir yazı yazdı.
(Dev) Orhan Selim…
“Yüreğim seni sevdi güzelim”
Gel birlikte Çamlıca sırtlarında gezelim!
Aşk deryasında yüzelim…”
Yirmi dört yaşında,
Aklı başında,
Çok özel
Ve çok güzel
Bir kadındı.
Piraye; iki çocuklu bir dul, yirmi dört yaşında
Devin gözü yeniden bu dul kadında.
Görünse de deve otuz beş yıllık hapis
Duyuyordu Piraye’ye derin bir his.
Mavi gözlü dev eski sevgilisinin
Unutmamıştı, adını hep anıyordu.
Hâlâ yüreği onun için yanıyordu.
En güzel şiirlerini onun için yazdı;
Fakat bu, o güzellik için çok azdı.
Yetinmedi,kol saatinin içini oydu,
Karısıyla çocuklarının resmini içine koydu.
Mavi gözlü dev,o kadar seviyordu ki bu kadını,
Saatin kayışına tırnağı ile kazıdı Piraye adını.
“Saçları altın
Dudakları nar
Gözleri kehribar”
Bu kadının aşkını yüreğine içirmişti,
Nişan yüzüğünü kalbine geçirmişti.
Mavi gözlü dev, bu kadının önünde hep eğildi;
Fakat çıkacağından pek emin değildi.
Mektup yazar mavi gözlü dev,
Barışmak ister Piraye ile yeniden:
“Benim baş tacım,
Piraye’m,kızıl saçlı bacım!
Gel,benim kınalı gülüm
Seni arkadan bıçakladım.
Bir damlası bütün kanıma bedel
Kanınla boyandı elim.
Hat safhaya ulaştı kederim.
Gel, beni yalnız bırakma
Eteklerinden öperim.
Gel,ak damarlarımda yeniden kan gibi
Gel,yeniden gir kalbime canan gibi…”
Aşk,hürmettir,
Aşk,sadakattir
Aşk, muhabettir;
Fakat devin lügatinde sadece muhabbettir.
Çıkmayınca beklenen tahliye
Ziyaretine gider devin, Piraye
Orada karşılaşınca Münevver ile
Aşkından alev alev yansa da Piraye,
Dönmedi bir daha güzel yüzlü dev’e…
Galina Grigoryevna Kolesnikova…
O da çekim alanına girdi devin
Oldu dev ülkeye on birinci sultan
Oturdu baş köşesine evin…
Oldu ona yedi yıl boyunca
Doktor,arkadaş,tercüman…
Dev,ona şiir yazmadı ama
Minicik bir kamerayla
Kaydetti hayatını an be an…
Bir başka aşk esti
Aşk vadisinden
Beş yıllık evli,bir çocuklu…
Vera Tulyakova…
Otuz yaş küçük kendisinden.
Günde on kez telefon eder,
Sonunda muradına erer.
Mavi gözlü devde baş döndürücü bir hız
Düştü ağına kendinden otuz yaş küçük,
Yirmi dört yaşında genç ve güzel bir kız.
Saçları saman sarısı
Dudakları kırmızı ve dolgun
Kirpikleri deniz mavisi…
Mavi gözlü,yaşlı dev arı
Koklamış bir bir çiçeklerin gülünü alını
Almış hepsinin ayrı ayrı balını…
Ve hepsini soldurup atmış bir kenara
Her çiçek, açmış gönlünde bir yara
Şimdi de bal alınacak çiçeğin adı Vera…
Bundan sonra yazdı bütün şiirlerini bu kıza
Dayanamadı devin küçük kalbi bu hıza…
Büyük şiirler yazdı büyük şair,
Balını emdiği on iki çiçeğe dair…
Aldı bütün çiçeklerin kokusunu bir bir…
Bin dokuz yüz altmış üç’te
Gülümseyince kendisine kabir
Atladı bir çukura mavi gözlü büyük şair…
Yaptılar Moskova’da kendisine minnacık bir ev…
Geldi
Kaldı
Güldü
Gördü
Öldü…
Mavi gözlü,güzel yüzlü DEV…
Kayıt Tarihi : 2.8.2016 11:55:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!