Ruhumun Oğlu Şiiri - Jose Marti

Jose Marti
28 Ocak 1853 - 19 Mayıs 1895
13

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Ruhumun Oğlu

Ey ruhumun oğlu!
Her yerde dalgalanıyorsun,
Gece fırtınalarının dalgalarını
Şafakla yatıştırıyorsun.
Fakat acı günlerin köpüğü
Bulanık ve ağır
Fırlatıyor seni yeniden
Gecelerimin diplerine...
Sen, ruhumun
Ardına kadar açık
En gizli yerlerine
Sevgiyle bekçilik ediyorsun;
Koruyorsun onu
Bütün saldırılara karşı.
Ne zaman
Bir an için gitmen gerekse
Sıkıntılar
Hızla yöneliyor içime.
Fakat sen
Karanlık eşikte
Açarak beyaz, geniş kanatlarını
Onu engelliyorsun.
Bir şafak aydınlığıyla
İyileştiriyorsun gecenin acılarını,
Karşılıyorsun beni
Sabahın dalgalarında.
Beni ağır uykumdan kaldıran
Şafağın parlaklığı değil
Senin ellerinin dokunuşudur
Yastığıma kadar ulaşan...
Varsın herkes
Senin burada olmadığını söylesin,
Desinler ki
Sen uzak bir ülkedesin;
Ah, nasıl da aptallar,
Haksızlar nasıl da!
Ruhun benimledir
Sen benimlesin;
Onlar içinse
Sadece bir gölgesin;
Onlar, bir gölgeye sahipler.
Uçup geliyor uzaktan
Çevik kanatlarında rüzgarın
Yakıcı parıltısıyla
Senin her bakışın.
Onunla ısınıyorum
Ve sevinçle donanarak
Topluyorum hasadını
Aydınlık bakışlarının.
Sen onları gecenin sessizliğinde
Yıldızlar gibi saçıyorsun,
Her yerde dalgalanıyorsun
Ey ruhumun oğlu!

Çeviren: Ataol BEHRAMOĞLU

Jose Marti
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Şiir veya nesir olarak etki bırakmadı bende

  • Sinan Atik
    Sinan Atik

    şiirde çeviri işi olmuyor ceketin kolu tutsa boyu uymuyor boyu tutsa rengi uymuyor şiir denilen şey mümkünse aracısız ve tek ustadan nakledilmeli okuyan o dili iyi bilmeli o dil grubunun mensubuymuş gibi anlamalı

  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    bu şiiri okuyunca İNCİL'in bazı bölümlerini anımsattı.Şairin övgü ile yazdığı ruhumun oğlu HZ. İsa olabilir.güzel duygularla dile gelen şiirdi.insanların zülme karşı ancak böylesine birliğe davet şiiri yazılabilirdi. kutluyorum.

  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    Güzel Kokulu Eller

    Bilirim zarif elleri
    Ve güzel kokularını onların;
    Bilirim nasıl
    Sarılırlar boyna
    Ve beden onlara doğru
    Açılarak bir gül gibi
    Bitkin düşer
    O güzel kokuları solumaktan.
    Ve kan çarpar şakaklarda,
    Sanki al damarlarda
    Bilinmez kuşlar
    Kızıl kanatlarını çırpmaktadır;
    O hafif ellerin dokunuşu
    Alazlanmış tende
    Yaşamın rüzgarlarıyla
    Uçuşur kelebek gibi,
    Ve cansız bedeni
    Yeniden diriltirler.
    Fakat zarifliğini bu ellerin
    Onların güzelliğini
    Ben değişirim duraksamadan
    Başka ellerle,
    O minik ellerle,
    Boynunda bir babanın
    Büyülü bir gerdanlık gibi
    Sımsıkı birleşen.
    Eksik olsun zarif ellerin güzelliği
    Ve güzel kokuları onların!

    Çeviren: Ataol BEHRAMOĞLU


    Ya bu şiirindeki ölüyü dirilten hoş kokulu kadın ellerine Hazreti İsa’nın ellerini mi tercih etmiş şair? Yoksa babasının boynunda bükülü bir gerdanlık gibi sımsıkı birleşen o sevgili ve tek oğulcuğunun ellerini mi?


  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    BİRLİKTE DÜŞÜNELİM DÜŞÜNÜP KARAR VERELİM !

    Benim Şövalyem

    Sabahları oğlum
    Minicik oğulcuğum
    Kocaman bir öpücükle
    Uyandırırdı beni.
    Sonra bir atlı gibi
    Otururdu göğsüme
    Dizgin yerine
    Tutup saçlarımı

    O, sarhoş olurdu mutluluktan
    Ben mutluluktan sarhoş olurdum.
    Şövalye, beni
    Mahmuzlardı bağırışlarla
    Ah, o şirin mahmuzlar
    İki tazecik ayaktı.
    Ah, nasıl da gülerdi
    Mutlu şövalyem benim!
    Nasıl da öperdim ben
    Tek bir öpücüğe sığan
    O iki ayakçığı!

    Jose MARTI


    Çeviren: Ataol BEHRAMOĞLU
    Jose Marti


    Buradaki oğul da mı Hazreti İsa? Yani şairi sabahları öpücükle uyandıran, onu at yapıp göğsüne binen, saçlarını dizgin gibi kullanan, küçücük ayaklarıyla mahmuzlayan… O şövalye de mi Hazreti İsa’ydı? Şairin tek öpücük sığdırdığı minicik ayakların sahibi... O taze ayakçıklar da mı Hazreti İsa’nın ayaklarıydı?

    Yani bu şair bir vatan şairi falan değil dindar bir adam mıydı? Din savaşı mı verdiydi hayatı boyunca? Hani hanımından ayrılıp oğulcuğunu yanına alarak gitmedi miydi Küba’ya?

    Kafasına göre takılır onur BİLGE… Aklına eseni yazar ya…

    Arada sırada bazı şeyleri kasten değiştirir. İşine gelmez de ondan. O başka…

    Mesela Efendi’si tektir. Başka efendi tanımaz. Şair, kendisine bir Zarif Efendi edinmiştir de bu Onur BİLGE’nin işine gelmez, o da kendi efendisine mektup yazar.


    Sevgiler...


    Onur BİLGE

  • Yavuz Tunalı
    Yavuz Tunalı

    Hangi gün ünlü ya da ünsüzlerin yazdığı ve günün şiiri seçilen şeyleri okusam güne sinirli başlıyorum. Artık seçkilere bakmayacağım.

  • Kılıç Ali
    Kılıç Ali

    Sanırım hz.isa'ya yazılmış

  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    Ruhumun Oğlu


    Ey ruhumun oğlu!
    Her yerde dalgalanıyorsun,
    Gece fırtınalarının dalgalarını
    Şafakla yatıştırıyorsun.
    Fakat acı günlerin köpüğü
    Bulanık ve ağır
    Fırlatıyor seni yeniden
    Gecelerimin diplerine...
    Sen, ruhumun
    Ardına kadar açık
    En gizli yerlerine
    Sevgiyle bekçilik ediyorsun;
    Koruyorsun onu
    Bütün saldırılara karşı.
    Ne zaman
    Bir an için gitmen gerekse
    Sıkıntılar
    Hızla yöneliyor içime.
    Fakat sen
    Karanlık eşikte
    Açarak beyaz, geniş kanatlarını
    Onu engelliyorsun.
    Bir şafak aydınlığıyla
    İyileştiriyorsun gecenin acılarını,
    Karşılıyorsun beni
    Sabahın dalgalarında.
    Beni ağır uykumdan kaldıran
    Şafağın parlaklığı değil
    Senin ellerinin dokunuşudur
    Yastığıma kadar ulaşan...
    Varsın herkes
    Senin burada olmadığını söylesin,
    Desinler ki
    Sen uzak bir ülkedesin;
    Ah, nasıl da aptallar,
    Haksızlar nasıl da!
    Ruhun benimledir
    Sen benimlesin;
    Onlar içinse
    Sadece bir gölgesin;
    Onlar, bir gölgeye sahipler.
    Uçup geliyor uzaktan
    Çevik kanatlarında rüzgârın
    Yakıcı parıltısıyla
    Senin her bakışın.
    Onunla ısınıyorum
    Ve sevinçle donanarak
    Topluyorum hasadını
    Aydınlık bakışlarının.
    Sen onları gecenin sessizliğinde
    Yıldızlar gibi saçıyorsun,
    Her yerde dalgalanıyorsun
    Ey ruhumun oğlu!

    Jose MARTI

    Çeviren: Ataol BEHRAMOĞLU
    Jose Marti


    EN DEĞERLİ VARLIĞIM

    Sen, özgürlüğümün simgesi olan bayrağım gibi baktığım her yerde biteviye dalgalanıyorsun. Ruhumun en karanlık gecelerinde, içimin kayalıklarıyla boylaşan fırtınalarının kudurttuğu dalgaları, gün doğumuyla sakinleştiriyorsun ama ne yazık ki içinde bulunduğumuz acı ve sıkıntılı günler o kadar kasvetli ki zifir gecelerin güneşi dağların ardına gönderdiği gibi seni yine karardıkça kararan ruhumun en ücra yerlerine atıyor.

    Sana karşı kilitli tek kapım, kapalı tek pencerem yok. Sevgin, ruhumun en gizli yerlerinde dilediğince koşuyor, oynuyor ve ruh sağlığımı tüm zararlı dış etkenlerden koruyor. Sen olmasan, varlığınla teselli bulmasam, bunca ıstıraba asla katlanamam!

    Benden uzak kalman gerektiğinde içim sıkılıyor ama yine de o tertemiz, masum, meleksi varlığını yanımda hissettiğimde ferahlıyorum. Gecenin karanlığını aydınlığa boyayan güneş gibi ufkumda belirip, içimi ferahlatıyorsun. Ruhumun karamsarlığını ışığa boğuyorsun!

    Yanımda olsan da olmasan da her sabah kıyıları döven dalgalarla karşımda beliriyorsun. Güne seninle başlıyorum. Varlığının görünmez elleri yastığıma kadar uzanıyor, saçlarımı ve yanaklarımı okşamaya başlıyor. Güneşin parlaklığı değil beni ağır uykumdan uyandıran, hayalinin çocuksu aydınlığı…

    Kim ne derse desin, özgürlüğümün sembolü olan bayrağı gibi her zaman yanımdasın, hep benimlesin. Nerede olursan ol, nerede olursam olayım, ruhen varsın ve her ihtiyaç duyduğumda yanı başımdasın. Başkaları için pek bir anlam ifade etmiyor olabilirsin. Bazıları için bayraklar birer bez parçasından ibarettir ama sen benim için öyle değilsin. Onlar özgürlüklerin de farkında değildirler. Ancak kaybettiklerinde idrak edebilirler. Oysa sen benim için canımdan daha değerlisin. Varlığımın sebebi, özgürlüğümün sembolü gibisin! Vatansın, Milletsin, her şeysin, her şeyimsin!..

    Seni düşündüğümde, ışıl ışıl gözlerinle pırıl pırıl yüzünle beliriveriyorsun. Sert rüzgârlar, güçlü kollarında taşıyarak getiriyor hayalini bana. Gözlerine her baktığımda gözlerim kamaşıyor. Bakışların gözlerimi yakıyor. Varlığının sıcaklığıyla ısınıyorum. Yüreğim sevinç doluyor. Kıvançla donanıyorum.

    O emsalsiz bakışlarını gecelerimin sessizliğine, yalnızlığımın ıssızlığına serpiştirmişsin. Yıldızları toplar gibi topluyorum. Birer ateş parçası gözlerin… Kor bakışlarınla aydınlanıyorum. Bakışların engin bir deniz… Okyanus… Bakışlarında altın sarısı ekin tarlalarının bereketi… Yalnız ben hasat ediyorum.

    Sen benim ülkemin bayrağım gibisin, bir tanem! Baktığım her yerde sevinçle el çırpmakta, kıvançla dalgalanmaktasın.

    Sen benim hasretim, tek tesellim, en güçlü dayanağımsın!

    Onur BİLGE

TÜM YORUMLAR (8)