LACİVERT ŞİİRLERİ

LACİVERT ŞİİRLERİ

Haydar Ergülen

haylaz bir serçenin sesinden ısındım bu ilkyaz göğüne
eskimeyen bir güneşin ışıklarıyla tutuştu gövdem
kadınım o çocuk yüreğin nasıl yoksul komadıysa hayatımı
ela gözlerin de birer yıldızdır bu lacivert geceye düşen.
..

Devamını Oku
Küçük İskender

Kar, buza tutunursa yaşar! lacivert
parmaklıklara çivili prenslerin hislerindeki
buhurdandan üfleniyor parçalı bulutlu suçlar

Sanırım, aranıyorum uzunca bir vakittir
velakin, ağzıdaki delidolu akrepli tedbir
dolunayda haleleri aralar
..

Devamını Oku
Ayten Mutlu

-I-
ölümsüzlük yalan, diyordu zaman
dinle bak, içindeki o lacivert uçurum
derin bir kuyunun hüzünlü şarkısıyla
çağırıyor seni hiç usanmadan

ama sen ölüm yokmuş gibi sev
..

Devamını Oku
Lale Müldür

İz!
Beyaz bir ülkeden çıkıp gelen ikiz!
Lacivert çarşaflara buzdan siluetini çizen sonsuzluk
ve giz, Yaklaş!
Beden nerede parçalandıysa kartallar oradadır. Uykunun
beyaz kum tanecikleri gibi dağıldığı bir gün şeffaf
kanatlar seni yerden kaldıracaklar.
..

Devamını Oku
Necdet Evliyagil

Mavi,
Işığını yitirince
Koyulaşır,
Lâcivert olur…

Işık,
Aydınlığını bitirince
..

Devamını Oku
Roni Margulies

Futbol oynuyor çocuklar Downs Park'ta.
Sırtlarında siyah beyaz, sarı lacivert formalar,
saçları hep kapkara ve kısa.

Dalmış gidiyordum ki yanlarından,
'Şımaykıl gibi kaleciyim lan' sesiyle
nerede olduğumu şaşırdım bir an.
..

Devamını Oku
Ferman Karaçam

Bu gece ay bir tomar ışık düşürdü bağrıma. Gece susuz, sessiz ve Lacivert. Alıştık, bittik mon ami. Kökü su'dan çektik. Kuruttuk, alıştık, bitirdik.

"Alışmak ağır ağır tükenmektir, tüketmektir" denir ya inanmamıştım o zamanlar bu bilgece söze. Oysa sonradan, anladım yakından bakınca servilere, servilerin nasıl birbirine alışıp sessiz sessiz eskidiğine.

Bir de bu çağda tez tüketilen, çok tüketilen, vitrinlere kalplerle, öpücüklerle serpiştirilmiş bir meta oldun sen. Ya nice lekeli flörtlere konu olmana ne demeli senin?
Vakit dövüldü alışkanlığın yıpratan tavında, yıprandın kısa ve ucuz bakışların pazarlıklı, hesaplı kıskacında sen.
Eskidin Lise kitaplarından birinin sayfaları arasında kuruyup, unutulmuş gül gibi. İncindin zamana yenilip kaldırıma düşen ve hırpalanıp ezilen sarı bir yaprak gibi. Saptırıldın, burkuldun, incitildin ve kırıldın o narince belinden.
..

Devamını Oku
Nurullah Genç

şehzade nûn aşkıyla ağlıyormuş intizâr
rebâbın renklerinde uşşâkın isyanı var
vuslat inkılabıyla uyandırdı ruhu râst
ismin âhımla açar, nigâhımla şarkılar

sabâda kâküllenen ocak esrârı yıkar
çiçeklenir lâcivert ismin, ummana çıkar
..

Devamını Oku
Attila İlhan

hangi bulutlara niçin sarındın
gözlerindeki mavi kimin gökyüzü
süheyla değildi başkaydı adın
gülüşlerin donuk neş'e öksüzü
o erken sonbahar görüntüsü

inceden inceye boyanmaz mıydın
..

Devamını Oku
Attila İlhan

İzmir limanında suya çöktüğüm malum
suya kırk beş kuruşluk bir akşam çöktüğü
yirmi dört yıldızın battığı malum
lâcivert üstünde beyaz joseph conrad
sipsicim dişlerimin ucundan çekilmiş
dört yöne bıçak sırtı telgraf telleri
on sekiz nokta yirmi bir hat malum
..

Devamını Oku