Doğduğum Yer Şiiri - Ömer Seyfettin

Ömer Seyfettin
3

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Doğduğum Yer

Buralardan çok uzakta bir köydü!
Beyaz, billur bir derecik içinden,
Hıçkırırdı, sevinerek geçerken.
Kenarında vardı birçok söğüdü...

Ben işte bu söğütlerin susmayan
Gölgesinde büyümüştüm. Evimiz
Tenha idi; ne yabancı, ne bir iz...
Bahçemizdi yakındaki o orman.

Bir ses, "sevin! " derdi gülen rüzgarda,
Sevinçlere yoktu orda nihayet.
Sanılırdı bu ses gümüş dallarda

Görünmeyen bülbüllerin öğüdü!
Doğduğum yer, doğduğum yer... O cennet
Buralardan çok uzakta bir köydü! ..

Ömer Seyfettin
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Kadir Tatar
    Kadir Tatar

    Bana anavatan Ötüken'i anımsattı bu şiir

  • Sükûn Ve İnşirah
    Sükûn Ve İnşirah

    biraz kafiye çalışasım geldi..

    doğduğum
    doyduğum
    soyduğum
    buyduğum
    koyduğum
    yer

    bit
    git

    @..

  • Hüseyin Varyeter
    Hüseyin Varyeter

    Çok hoş çok güzel bir anlatım!+10

  • Canan Demirel
    Canan Demirel

    Ömer Seyfettin'in Duru şiirlerinden biri...Ben de doğduğum köyümü çok seviyorum Ömer Seyfettin şiirlerini de...

  • Jale Keskinkılıç
    Jale Keskinkılıç

    uzaklardaki köyüde sevdim şiiri de...

  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    TÜRKÇEMİZİN, TÜRKÇECİLİĞİN BAYRAK BAYRAK DALGALNDIRILDIĞI ŞİİRLERDEN BİRİ…
    *
    Türkçenin yeni baştan dirildiği ve genç bir delikanlı dönemine girdiği dönemlerdir, 1800’lü yılların sonları ve 1900’lü yılların başları.
    Ziya Gökalp’le birlikte öncülerden biri de Ömer Seyfettin’dir. Özellikle hikâyeleriyle.
    *
    Ömer Seyfettin, idealleri ve hedefleri olan çok değerli bir edebiyatçımız ve hikâyecimizdir. Şiirleri olduğunu çoğumuz bilmeyiz.
    Çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan şiirleri Muzaffer Uyguner tarafından toplanarak 'DOĞDUĞUM YER' adıyla yayınlanmıştır.
    *
    Ömer Seyfettin:
    (11 Mart 1884 Gönen, Balıkesir – 6 Mart 1920 İstanbul)
    Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta 'Türkçülük' akımının kurucularındandır.
    Türkçe’de sadeleşmenin savunucusudur.
    Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır.

    Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatması'nda esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. 'Mehdi', 'Hürriyet Bayrakları' gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı.
    125 hikâye yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdu'nda yayımlandı.

    Ömer Seyfettin’i Rahmetle ve minnetle anıyorum.

    * * *

    NEREYE?

    Bir kahraman gördüm, gençti, güzeldi.
    Atlamış maziden binlerce seddi,
    Kır atıyla sanki canlı bir yeldi.
    Sordum: 'Nereye?' - 'Ben giderim' dedi,
    'Tarif olunamaz bir şana doğru...'

    Güneş doğuyordu, maviden sisler,
    Çiçekler açılmış, ötüyordu her
    Dalda bir yavru kuş... 'Aşk nuru yer yer'
    'Tutuşurken böyle nereye sefer?'
    Diye sordum, dedi: 'Türkân'a doğru...'

    'Yalnızsın yiğidim! Yolda kalırsın,
    'Maksatların ölür, onulmaz yasın,
    'Yol gösteren lazım, öne katılsın!'
    Dedim. 'Düşman varsa' dedi, 'atılsın,
    'Yolumun uğradığı Kur'ân'a doğru...'

    'Uzak ufuklarda karlı dağlardan
    'Aşarken sellerden, ormandan, yardan
    'Yoldaş ister insan, değil Yaradan;
    'Yalnızlık O'nundur...' dedim. 'Dost yardan
    Geçmez' dedi, 'yolum yarâna doğru...'

    Sürünce doğuya o kır atını,
    Kılıçının çarptı taşlara kını,
    Altun kıvılcımlar bu hoş akını
    Gaybederken gördüm bu genç taşkını;
    Dedi: 'Uçuyorum Turan'a doğru!..'


    15 Şubat 1915

  • Bayram Şeyda
    Bayram Şeyda

    …Kıymetli arkadaşlar burası adı üstüde bir edebiyat ve kültür sitesidir. Bura bir nevi mekteptir. Bilgi paylaşılınca bir anlam taşır. Bilenler yazar-çizer bilmeyenler okur nasibine düşeni alır.

    …bizde zaman zaman böyle yapıyoruz. Lakin sanki öğrenilmesini istemeyenler mi var diye düşünmeden de edemiyorum.

    MÜPHEME İTHAM

    Aşıklara bakın delidir

    Yokluğa çıkan yollar sarp
    Nefsiyle yaparlar harp

    Onlar gaybi alemde velidir...O.N

    …evet bu yukarı aldığım NAZIM türü çok az kimse tarafından bilinmektedir.

    …bu nazım türünün ilk bendi 1 mısradan oluşur. ikinci bendi 2 mısradan (beyitten) oluşur. Üçüncü bendi yine 1 mısradan oluşur. Bu şiirin sonuna kadar bu şekilde devam eder gider.

    …hece sayısı ilk bent diyelim ki yukarıdaki şiirde olduğu gibi 9 hece ikinci bendin birbirini takip eden mısraları birer eksilerek 8 ve 7 şeklinde üçüncü bendi ise ilk benden bir fazladır. Yani 10 hecedir.

    …kafiye sistemi ilk bentle üçüncü bent birbiriyle, 2 mısradan oluşan ikinci bent kendi arasında kafiye oluşturur.

    ...öğrenmek güzeldir. hatırlar mısınız bilemem ama hatta 'kirlenmek güzeldir' diyen bir reklamımız bile vardı.

  • Metin Solak
    Metin Solak

    Güzel bir klasik.

  • Melahat Demir
    Melahat Demir

    Serbest şiir tadında buldum,ama güzeldi....

  • Osman Tuğlu
    Osman Tuğlu

    Meraklısı için dünkü günün şiirinin tamamının çevirisi;



    THE DRY SALVAGES

    Çok bilmem ilahlara dair; lakin sanırım ki ırmak
    Güçlü esmer bir ilahtır - haşin, vahşi ve asi,
    Bir yere kadar sakin, bir hudut olarak görüldü önce o;
    Bir ticaret yolu gibi faydalı, güvenliksiz;
    Sonra da köprü yapanların karşısındaki bir sorun olarak sadece.
    Sorun zamanla çözülünce, şehirlerde oturanlarca unutuldu nerdeyse
    O esmer ilah – o asla, hiçbir surette, zapt edilemeyen.
    O yıkıcı, o anımsatan insanın unutmayı yeğlediğini
    Muhafaza ediyor kendi mevsimlerini ve öfkesini.
    Makineye iman edenler tarafından onurlandırılmamış,
    Gönlü alınmamış, bekliyor ancak gözlüyor ve bekliyor.
    Onun ahengi çocuk bakımevinin yatakhanesindeydi
    Gür aylandız ağaçlarındaydı Nisan avlusunun
    Güz sofrasındaki üzümün kokusunda
    Ve kışın gaz lambası ışığındaki akşam halesindeydi.


    Irmak içimizde, deniz çevremizde her taraftadır;
    Deniz sınırıdır hem de karanın, içine erişir granitin,
    Sürükler kumsallara
    İlk ve diğer yaratıklarının emaresini:
    Denizyıldızı, at nalı yengeci, balina belkemiği;
    Daha çok narin yosunları ve denizşakayıklarını
    Merakımıza sunar su birikintilerinde:
    O sürükler yitiklerimizi, yırtık ağı,
    Parçalanmış yengeç sepetini, kırık küreği
    Ve yabancı ölülerin eşyalarını. Türlü sesi vardır denizin,
    Türlü ilahı ve türlü sesi.
    Yabangülünde tuz,
    Köknar ağaçlarında buğu.
    Deniz uğultusu
    Deniz ciyaklaması
    Değişik seslerdir
    Ekseri birlikte işitilirler: armadaki vızıltı,
    Suda dağılan dalganın gözdağı ve öpüşü
    Granit dişlerdeki içtenliksiz ezbere tekrarlamalar
    Yaklaşan burunun inleyen uyarısı
    Hepsi denizin sesleridir, eve doğru
    Yükselen feryat ve martı:


    Sessiz sisin zulmü altında
    Çalan çan
    Bizim olmayan bir vakti gösterir,
    Kabaran acelesiz derin dalgalar tarafından çalınan,
    Kronometrelerin vaktinden daha eski bir vakti,
    Tedirgin kederli kadınların
    Uyumadan yatarak
    Geleceği hesaplayarak
    Çözmeye, sökmeye, düğümleri açmaya
    Geçmiş ile geleceği birbiriyle birleştirmeğe çalışarak
    Saydığı bir vakti,
    Gece yarısı ile şafak arasında, geçmiş tamamen aldanış,
    Gelecek geleceksiz olduğunda, sabah saatinden önce,
    Zaman durduğu ve bir daha hiç bitmeyecek olduğunda;
    Ve kabaran derin dalgalar, halen ve başlangıçtan bu yana,
    Çalar
    Çanları.


    T. S. ELIOT
    Çeviri: Osman TUĞLU

TÜM YORUMLAR (18)