Barış Şiiri - Yannis Ritsos

Yannis Ritsos
1 Mayıs 1909 - 11 Kasım 1990
43

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Barış

Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba
elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak bir testi gibi
ter damlalarıyla alnında...
barış budur işte.

Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman,
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek kanlarının,
barış budur işte.

Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi
ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
Barış, açılan bir pencerden, ne zaman olursa olsun
gökyüzünün dolmasıdır içeriye.

Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, 'ışık! ışık! ' diye fısıldarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.
Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi gibi;
barış budur işte.

Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
bir kök olduğu zaman
gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardısıra.
Ve sonunda hissettiğimiz zaman yeniden
zamanın tüm köşe bucağındaki acıları kovmak için
ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
Barış budur işte.

Barış ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizelerinde şafağın.
Herkesin 'kardeşim' demesidir birbirine, 'yarın yeni bir dünya kuracağız' demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.

Ölüm çok az yer tuttuğu gün yüreklerde,
mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların,
şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine
büyük karanfilini alacakaranlığın...
barış budur işte.

Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.

Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış.
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren barıştır işte.

Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
Tüm evren,
taşıyarak tüm düşlerini.
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış budur işte.

Yannis Ritsos
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Abdurrahman Taşin
    Abdurrahman Taşin

    Barış, hep düşlerde kaldı. Oysa çocuk büyüdüğünde düşlerini yaşamak ister...

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    ne kadar ülkücü bir yorum bu...yorumunda mı olmaz ki yoğsam ideolojisi..

    mesela burada hanımlar da yazıyor..niçin sadece ''Ne diyorsunuz beyler?'' diyoruz ki? seslenirken..

  • Tahtına Dargın Padişah
    Tahtına Dargın Padişah

    Bu ne böyle şiirin koministi, sosyalisti, faşisti.... Düşünsenize koşist şiir ya da ateist. Ne diyorsunuz beyler? Orhan Veli garip akımıyla ölçülü şiiri bile kabul etmezken!!! Siz hala kimin evini arıyorsunuz?... Şair duvar yazısı, köşe yazısı ya da afiş yazısı yazmaz... Şiirin uyguruğu bile olamaz. Kaldı ki sosyalist ya da kominist olsun... Bu yazılıp çizilenlerin hepsi hurafe inanmayın siz. Ve vazgeçin artık şiiri şairiyle birlikte paypast etmekten.

  • Tahtına Dargın Padişah
    Tahtına Dargın Padişah

    Barış için savaş !!! Etkileyici...

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Bir şey daha..şiir ve zaman daha doğrusu şiirin zamaneliği..şiirin moda dışına çıkabilmesi ve evrensel değerler içinde kalabilmesi..ama kıyısından köşesinden de olsa zamanı okşaması..

    zor olan bu ..kalıcılık..

    3000 yıllarının bir şiirini asarak ayrılmak istedim buradan..bundan 60 yıl önce yazılmış..3000 yılına kadar da artan bir ilgiyle okunacağına inandığım bir şiir asayım..hatta iki şiiri


    Trilobit


    dünyalar ve yıldızlar
    en küçük şey
    acıkan dilimi uzatıp
    hepsini birer birer yaladım
    ve yuttum

    biraz serinlemiş gibiyim

    50.000.000 sene evvel
    ılık bir denizde bir trilobitken
    duydum melâli
    zaman nedir unutarak
    açıp ağzımı
    bütün denizleri içtim
    ve kendim kaybolup
    deniz oldum
    sonsuz deniz oldum

    Asaf Halet Çelebi

    ve ikincisi

    Yamyam

    zaman zamanına dönsün
    hasta çocukları yiyen
    kromanyon adam
    kovuklarındaki yılanları ye
    taşların altındaki böcekleri ye
    yalnız
    sakın beni yemekten
    mağaranın hasta çocuğu zehirlidir

    zaman bu zamandır
    ihtiyarları ağaçlara çıkaran
    silken
    düşüren
    ve yiyen ostralya adamı
    kokmuş leşleri ye
    aşina kafaların bitlerini ye
    yalnız
    sakın beni yemekten
    acıların ihtiyar adamı zehirlidir

    zaman zamana uymuyor
    doğurduğunu yiyen
    yamyam kadını
    çocuğun aşkımdı
    pişirmeden yemişe benziyorsun

    Asaf Halet Çelebi


  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    ve herkese iyi akşamlar... barış içinde ve mutlulukla

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    ABD nedir..bir döneme özellikle ikinci dünya savaşından sonra çok büyük öneme ve güce sahip göz ardı edilemeyecek bir sosyal yapılanma..

    aslında avrupalıların yeni keşfedilen kıtaya hicretinden sonra canlanmaları da diyebiliriz..

    ancak bu emperyal gücün, bu imparatorluğun, sosyolojik analizini de doğru yapmak gerekir..ve yaklaşık 70 - 80 yıllık bir gücün sosyal yapısının sonsuza kadar gidemeyeceği ve hatta benim şahsi kanaatime göre hızla bir düşüşe geçeceği aşikar..

    amerika ile siyasi ilişki başkadır...siyasi emir kulluğu başkadır..Mustafa Kemal amerikanın gelecekte üstleneceği rolü görerek kurtuluş savaşında siyasi çıkarlarımız nedeniyle yanyana durduğumuz s.s.c.b den diplomatik bir şekilde kavis alarak amerikayla ilişkiler geliştirmiştir..

    amerika her şey değildir..sadece avrupadan göçenler değil türk kültürü içinden göçen bir çok unsur vardır amerikada..amerikanın bileşkesinde osmanlı göçmenlerinin bilinen vektör büyüklüğünün çok üstünde, yüzlerce kat üstünde bir etkinliği vardır..

    ben sadece birisinin ismini vereyim..hadi ikisinin olsun

    google hazretlerinden daha geniş bilgiler bulabilirsiniz haklarında

    yusuf hattat ağlamazın oğlu Carlos Slim Helú Aglamaz.. bir diğeri de ahmet ertegün olsun...

    amerikadan tersine bir hicretin başladığını cümle alem biliyor artık...21. yüzyıl bir asya yüzyılı olacak diyen füturologların tezlerini de incelemek lazım

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    naci bey!in belirttiği bir konu ile ilgili olarak ise haliyle kendisine hak veriyorum..elbette anılan beş şairin ürünlerini verdiği dönemde türkiye ve akdeniz kıyı şeridindeki ülkeler ile asya (rusya ve çin) kuzeylilere nispetle hala bir tarım toplumuydu ..sanayi toplumu özelliği kuzey avrupada belirmişti..

    bu sebeple bu şairleri bugünün koşulllarıyla yargılamak elbette anakronizm olur..benim orada söz etmek istediğim sanayi ve sanayi sonrası sosyal modelleri konusunda fütürolojik olarak ilk uyananlardan birisinin attila ilhan olmasıydı...sanayi toplumu ve sanayi kentlerinin sosyal yapısına ilişkin şiir ve romanlarıyla

    ve hemen buradan devam ederek , bundan böyle şiir nereye gidecek sorusunu hayal ediyorum..

    artık sanayi döneminden, tam otomasyon ve elektronik kumanda ve internet kuşağının bilgi ve bilgi ötesi toplumun duygu ve düşüncelerinin fütürolojisini araştıranlar şiirin toplumla bağını kurabileceklerini düşünüyorum

    bütün bu dışsal aletler evresi toplumu ve psikolojiyi değiştirirken, insanın fabrika ayarlarını nerede olduğunu araştırma işi yine şairlerin olacaktır diye tahmin ediyorum

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    evet Nafta lin hanımefendinin değindiği konuda aklımın ucundaydı..ama zaman ve fırsat meselesi..bazan öncelikler düşüncenin tabi seyrinin dışına çıkıyor bazı tazyiklerle..

    evet barış ve savaşın iç içeliği...

    ecevit kıbrıs harakatına ilişkin meşhur nutkunda bu harekatı barış harekatı olarak nitelediği konuşması diplomasi tarihinde belki en müthiş konuşmadır.üstelik dürüst ve arkafonundaki tezleri doğru bir konuşmadır..ayrıca ecevitin özünde rum düşmanlığı bulunmadığı bu temada yazdığı şiirlerden bellidir.. ve bu savaşı yunana halkına karşı yapmadığının en büyük göstergesidir...bir savaşın başlangıcı ancak bu kadar barışcı bir anlatıma kavuşabilir..

    bu konuşmayı tekrar hatırlamanın zamanı sanırım

    Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, indirme ve çıkarma hareketine başlamış bulunuyor. Allah milletimize,bütün Kıbrıslılara ve insanlığa hayırlı etsin. Bu şekilde insanlığa ve barışa büyük bir hizmette bulunmuş olacağımıza inanıyoruz.Öyle umarım ki,kuvvetlerimize ateş açılmaz ve kanlı bir çatışmaya yol açılmaz.Biz aslında savaş için değil barış için ve yalnız Türklere değil,Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz.Bu karara ancak diplomatik,politik yollar denendikten sonra mecbur kalarak vardık.
    Bütün dost memleketlere,bu arada son zamanlarda yakın istişarede bulunduğumuz dost ve müttefikimiz Birleşik Amerika ve ingiltere'ye meselenin müdahalesiz halledilebilmesi için gösterdikleri iyi niyetli çabalar için şükranlarımı belirtmeyi borç bilirim.Eğer çabalar sonuç vermediyse elbette sorumlusu bu iyi niyetli gayretleri gösteren devletler değildir. Tekrar bu harekatın insanlığa ve bütün Kıbrıslılara hayırlı olmasını dilerim demiştir

    ve dedikler çıkmıştır..yunanistandaki cunta bu harekatın arkasından yıkılmıştır..


  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Türkiye’deki 68 eylemlerinin Avrupa ile doğrudan bir bağlantısı olduğunu söylemek ne kadar doğrudur bilemiyorum.

    Bir etkileşim söz konusudur, ancak 68 eylemlerinin sadece Avrupa’yı taklit etme hevesinden kaynaklandığını da tam olarak düşünemiyorum.

    Türkiye’de 68 eylemleri 27 Mayıs öncesinden başlayarak 1960 sonrası adım adım yükselen bir öğrenci hareketidir. öğrenciler nezdinde oldukça yerli ve bir o kadar da bağımsızlık yanlısı bir harekettir..

    belki temelleri avrupadan öncedir..

    ama 61 yılında kurulan işci partisinin sonraları başarılı olamamasında yerli fikirler üretmek yerine sadece batıdaki radikal sosyalist söylemi bütün klikleri ile birlikte bire bir esas almasının, halkın dini değerlerinin yanında olmasa bile farkında olduğunu göstermemesi ve demokratik ülkelerde sosyalist hareketin içinden yükselen çevreci yeşiller hareketini fikirlerine adapte edememesi toplumdan hızla kopmasına yol açmıştır..

    Bu konuda sol içinde en aklı selim ve yerli politikaları ecevit üretmiştir..sanırım daha 74 koalisyonunda çevre bakanlığını kurması, laikliğin yumuşak yorumuna baş vurması, dini çevrelerle irtibat çabası, işci ve ezilen halk tabanına ait kendine özgü söylemleriyle (hakça düzen) birleşince müthiş bir çıkış yapmasına yol açmıştır..

    benim şahsi kanaatim bu yöndedir

TÜM YORUMLAR (26)