Anneler ve Kudüsler Şiiri - Nuri Pakdil

Nuri Pakdil
34

ŞİİR


78

TAKİPÇİ

Anneler ve Kudüsler

I

Güz suları bizim şehrin önünden akar
Kış savunması
Bizim şehir üs öbür şehirlere
Dakka şimdi bir doğu kamerası
Ölümü çeken

*

Geleceği parmakların bir bir gösterdi
Yeşil bir harmani dizlerinde
Çek denizi aradan
And anıtları koy
Eski çağ taşlarının üstüne
Yeni çağ silahları üstüne

*

Eylem öğlesi
Gül kurularını birbirine bağladık
Ekmeğimize bulaşan çağın hakkını
Kitabı açarak
Yonttuk

*

Soluğunda gül kokusu
Okunan ve bitmeyen bir sayfa
Gibi
Beni çeker bir girişime

*

Daha dinç ötede
Gerçekte olduğundan daha parlak
Yeresel
Otuzüç katlı bir yapı gibi
Damarlarımızda dolaşan kan gibi
Hamid çizgisi

*

II

At ipi atladı
Kitap soluyan atlar
Çocuk atı çağırdı
At çocuğu tanıdı

*

Denizi çek annemin başörtüsüyle ey sevgili
At geçer o zaman denizi

*

Bilirsiniz ormanlarla sonsuz bir at gelir
Görmüşsünüzdür çocukların rüyalarında da gelir
Biner ona
Sünnetçi

*

Cezayir’e atlarla gidilirdi
Babam atla bağa gelirdi
Yeni Ali
Paris’i atla dolaşacak

*

İyi binen ata
Bir solukta geçer Hazer’i
Yavaş yavaş ingiliz
Tuzağına düşer at süren yiğitlerin

*

III

Tûr Dağını yaşa
Ki bilesin nerde Kudüs
Ben Kudüs’ü kol saatı gibi taşıyorum

*

Ayarlanmadan Kudüs’e
Boşuna vakit geçirirsin
Buz tutar
Gözün görmez olur

*

Gel
Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar

*

Adam baba olunca
İçinde bir Kudüs canlanır

*

Yürü kardeşim
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin

(Ocak 1972)

*

IV

Narin bir üzüm anne yüreği
ağlaması çocuğun
çöl tülbent üstünde
sarar onunla anne yüreğini

*

Çocuk harita
anne çocuğun gözleriyle bakar
uyur çocuk
anne bekçi daim

*

Sokaklar dar mı
boğulur anne
bu atlar
geniş alan isterler

*

Çocuk koşar
ardından K da
insanın yüreğinde bir parça Kudüs vardır yani K
anne şimdi eline aldığı yüreğini yerine bırakır

*

Irmak yatağıdır
çocukların cepleri
bilmeyiz bütün ırmaklar sabahları
akşamları çocuk ceplerindedir

*

Erişince kelime beyi
çocuğun etine
pamuk gibi yumuşak olur o dağ
anneler her yerde o dağı ararlar

*

Dener çocuk
öndeki çocuk boynu mitralyözdür
toz kalktı mı ayaklardan
Alttaki çocukla birlikte ikisi de attır

*

Doğudan mı batıdan mı
yürüyen bir çocuk göreceğiz Kudüse
ben çok önce çıktım doğu’dan
anneler her yerde ararlar beni

*

Çocuk akdeniz görmüş
her ülkede bulunan
bir
K’dır

*

Büyüyor elinde bomba
bombanın gerçeği yumuk çocuk eli
ama çocuk
aykırı görülür ölüme

*

Ölüm de yasadır
artar K
annelere sunu günaydın
çocuk önder

(Kasım 1973)

*

V

Mavi ışın dolanır anne gömleğinde
bal arısı deniz suyu
tayfı çocukların
gözetir kudüsleri

*

Kar yağmaz uçar anne gözlerinden
anne eli ovadır
oynayınca çocuk
daha genişler

*

Kudüse şiir gömlek dikişi annenin
gösterir yönümüzü iğneden çıkan ipliğin konumu
kare ya dikdörtgen
annenin çocuk yanağındaki izi

*

Düşününce anne
kudüsler yakınlaşır
bir tanrı tanımazın elinde de
kudüs haritası bakar kudüs yaklaşımıyla

*

Kelime anne dişleri
kiminde otuz iki kiminde otuz üç kelime
çocuk bu kelimeleri
öğrenerek yaş alır

*

Tapınakla yürek arasında en canlı ilişki
yüreğimiz sıkışınca
anladık
el aksa’dan bir taş düşürülmüştür

*

İnsan
soyaçekim
göğe yansır umudu
baktıkça aynada

*

Ve çocuk gülünce
ışır el aksa
el aksa bilir ki
çocuk koyacak o taşı

*

Ki biraz kirazdır ki biraz silâhtır
çocukların
gözleri
parmakları

*

Getirince baba
kudüsü özümleyen ekmeği
yeniler anne andını
kirazın ve silâhın üstüne

*

Deniz kabartısıyla
aynı andadır anne andı ve çocuk solunumu
bilir baba
toprağı süren makinanın hüzünle kudüsü söylediğini

*

Ağıt yakışmaz
şiire ve çocuk yüzlerine
ki çocuk yüzleridir getirir bizlere
gereğini bağımsızlığın

*

İlerler zaman
kudüs koşusunda
ancak anlar
çocukların daim önde olduklarını

(Şubat 1974)

Nuri Pakdil
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Songül Şahin
    Songül Şahin

    Göz dolduran duygular. Havada asılı kelimeler, manalar kim neresinden tutmak isterse orasından algılıyor şiiri. Bir insanın çok çeşitli şeylere tutkusu, bağımlılığı olabilir. Bu bağımlılık KUDÜS şehrinin değil oradaki insanın acı çekişin bağımlılığı. Acı çeken insanlara yardım edememenin yarattığı suçluluk duygusu. Mükemmel Şair, Mükemmel Şiir.

  • Enes Çubukçu
    Enes Çubukçu

    ne kadar uzun bir şiirdi bu yani hepsine okuyamadım ama akıcı biraz bu şiir

  • Mehmet Binboğa
    Mehmet Binboğa

    Çanakkale

    Övün ey Çanakkale, cihan durdukça övün!
    Ömründe göstermedin bin düşmana bir gün.
    Sen bir büyük milletin savaşa girdiği gün,
    Başına yüz milletin üşüştüğü yersin!

    Sen savaşa girince mızrakla, okla, yayla.
    Karşına çıktı düşman çelikten bir alayla.
    Sen topun donanmayla, tüfeğin bataryayla,
    Neferin ordularla boy ölçtüğü yersin!

    Nice tüysüz yiğitler yılmadı cenk devinden,
    Koştu senin koynundan çıkar çıkmaz evinden.
    Sen onların açtığı bayrağın alevinden,
    Kaç bayrağın tutuşup yere düştüğü yersin!

    Toprağından fazladır sende yatan adamlar,
    Irmağın kanla çağlar, yağmurun kanla damlar.
    O cenkten armağandır sana kızıl akşamlar,
    Sen silahın inançla son sövüştüğü yersin!

    Bir destana benziyor senin bugünkü halin.
    Okurken duyuyorum sesini ihtilalin.
    Övün ey Çanakkale, ki sen Mustafa Kemal'in,
    Yüz milletle yüz yüze ilk dövüştüğü yersin!

    Faruk Nafiz Çamlıbel

  • Fikret Şahin
    Fikret Şahin

    Değerli Arkadaşlar,
    Bu sitenin amacı ,Çanakkale veya Sakarya şehitleri gibi canlarını modern T.C' yi kurmak için verenlerin savaşlarını anmak hiç olmamıştır, olamaz da..!Kimse bunu görmek istemiyor...
    Bu site AKP'in politika ve ilkeleriyle aynı paralelde çalışmak ve bu ilkeleri yaymak ve kabul ettirmek için kurulmuştur. Eğer bu düşüncemde yanılıyorsam buna tek alternitifin; yönetimde ağırlığı oldukça fazla olan bir veya birkaç kişinin aynı ilkeleri benimsediği ve o yönde ilerlediğindendir ki;o da, Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nden son derece rahatsız olduğudur ve dini ve kültürü ile Osmanlı Devletini modern formuyla tekrar hayata getirebime hayalleriyle yaşamaktır. Bunu ,seçilen şiirlerin zamanı,dili ve içeriği tekrar tekrar sergilemiştir ( yapılan şikayetleri söndürmek için yapılan yeni seçimlerde bile aynı ilkelerin kokusunu almak mümkündür.) Osmanlı'yla gurur duymaktan kendini kaybederek tüm gerçekleri ,Osmanlı'nın neden battığını göremeyecek kadar cahil ve hayalperest kalmış bu kişilerin göremediği çok önemli noktalar vardır : Din,tarihin başından beri yönetenlerin ekmeğine bal sürmüş ve yönetenlerin kitleleri istediği yöne çekebilmek için rahatça kullandığı bir unsur olmuştur.

    Ortaçağda, Osmanlı ve Çin İmparatorluğu'nu Avrupa'nın yükselen devletlerinden ayıran bu faktörlerin en başında:

    Avrupa dinin pençelerini yönetimden gevşetme ve bazı ülkelerde tamamen koparmaya çalışırken ,Sultan 3. Ahmet, İbrahim Mütefferika'nın Osmanlı'nın batıyla yarışabilmesi için yapması gereken reformları sunduğu raporlarını çöpe atmış,sadece İslami kaliyografi bazında basıma izin vererek ,cahillikten kurtulmanın tek şartı olan bilgi alışverişine,aydınlanmaya en büyük baltayı vurmuştur.
    Prusya Kralı Büyük Frederick'in'' devletin tüm aktivitileri halkın faydası için düzenlenmelidir.'' politikasın aksine ''her şey Osmanlı Hükümdarlığı içindir.'' politikasını güderek,rahat ve cinsel tatminkarlık peşinde koşturan,hayatını harem köşelerinde geçiren bir padişah olarak kalmıştır. Sanırım ,halkı mistik bir din anlayışıyla bilim ve gelişmelerden uzak tutmak,tatlı uykularını bölmemek ,sadece kendi hükümdarlığını düşünen tüm hükümdarlar gibi onun da işine gelmişti.. taa ki, kendinin değil vatanının,halkının iyiliğini ,geleceğini düşünen Atatürk adında bir lider çıkana kadar. İşte Atatürk ve onun ilkelerini anlayamayan,değer vermeyen,Türkiye'yi aksi yönlere götürmek için yırtınan bu zavallılar eğitilmedikçe,kazanılmadıkça ne Türkiye'nin ne de bu halkın sağlıklı bir geleceği olacaktır.

    Saygılar

    Fikret Şahin


    Mesajı Sil

  • Salim Genç
    Salim Genç

    Siyaset iki kutbun münazarası...muhakkak kötülerinde söyleyecek bir şeyleri olacaktır. yanlız şiirler bu durumdan münezzeh havaya büründüğünde gerçek saflığını buluyor..ve bu kulvarın dışında kaldığında şiir oluyor.çünki benim düşünceme göre şiir bir yaradılış masalıdır. ve onun kolları hayatın bütünüdür.gerçek kaynağını gizemden alır.felsefenin,sosyolojinin ,bütün bilimlerin bir adım önünde kendisini anlamlaştıran renklerin suyunu boyar. siyaset hayatı rantların değirmenine su taşır.tarih bu hakikatlerle inlemektedir.devirlerin, yüzyılların kendi ruhunda işleyen düzen aymazlığı insanları mutlu etmeye yetmemiştir.onun için diyorum'ki siyaset şu köşeleri işgal eden kuvveterle karamamasın.şiir aksın bildiği yere.saygılar sevgiler..

  • Tayyibe Atay
    Tayyibe Atay

    Nadir Sayın'a teşekkür ederek...

    'Bayramların ilk günü şeker toplayıp el öpmekle geçerdi. (Tokalaşmayı atlıyorum. Dudak öpme modası başlamamıştı dahaJ)))..) Ertesi gün ise tüm köy halkı cami avlusunda yemek yerdik. Tepsilerle gelen sahan sahan yemekleri, yer sofralarında halka oluşturup yerdik.Masada yemek yemek günahtı o zamanlar. Mantığı olmayan bu günaha bile inanıyorduk. Aslında günah sayılan bütün şeyleri yaratanlar insanlardı bana kalırsa!.Acıması kıt insanlar, şarlatanlar yani..Zevk duyuyorlardı onları bizlere dikte etmekle...İki büklüm yemek yemenin mantığı olur muydu hiç?Yalandı işte!..O şarlatan grupları öylesine çoğaldı ki zamanımızda, söylediklerine inansak Allah’ı unutacağız neredeyse! Birkaç ay oluyor, komşunun dua günü var dediler, çağırdılar.' Hadi gideyim de biraz günah çıkartayım' dedim, bedenimden. En kısa eteğimi giydim; en kolsuz bluzumu geçirdim üstüme..Başımı da örtmedim inat olsun diye...Herkesin beni rahatça görebileceği bir sandalye bulup oturdum. Bana çaktırmadan bakan gözlere aldırmadan dinledim söylenenleri..Arapça olduklarından dolayı hiçbir şey anlamadım aslında..Dinlemiş gibi göründüm ama aklım başka yerdeydi. Bir şiiri mayalıyordum yüreğimde: YASAK AŞK! Dizelerini unutmamak için ezberledim ve eve gelir gelmez kaleme aldım onu.'

    işte böyle efendim...anlamadığımız şeyleri dinleye dinleye geldik bu hallere!..hellerden girdik hallere!..hani ışığımız olsa bakacağız aynaya...kendimizi görüp düzelteceğiz kendimizi belki ama,aynamız da yok ne yazık ki!..

    hem biz bizlikten çıktık
    hem de kalmadı aynalarda sır!

    herkese saygılarımla...

  • Nadir Sayin
    Nadir Sayin


    Giden düzeninin paşaları, padişahları ve vezirleri özellikle dış siyasete endeksli ve dışarıdan iman, ticaret ve biat güdümünde olduğundan bunu, içerde de aynı kendi halkına uygulayan ve halkı kendi güdümüne alan bir zihniyet..Bu zihniyet halkı duygu sömürüsü ile koyun sürüsü yapma konumu bakın Zaman gazetesi: “Devletin üniversitesinde garip konferans” başlığıyla şu haberi işlemiş..



    Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde Banu Avar'ın konuşmacı olarak katıldığı konferansta Kur'an'a, gazetecilere ve devlet yönetimine dil uzatıldı. Kur'an-ı Kerim'in, Arapça okunduğu için anlaşılamadığını söyleyen Avar, Kur'an-ı Kerim'in ilk ayetinden 'söz' diye bahsetti. Gazeteci Mehmet Ali Birand'ın Avrupa Birliği temsilcisinden 20 bin dolar aldığını ileri süren Avar, Türkiye'de 2 bin köşe yazarı ve televizyoncunun satın alındığı iddiasında bulundu.
    Güneş Vakfı tarafından düzenlenen konferans, Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Konferansı Ülkü Ocakları Erzurum İl Başkanı Barış Atila, Tüm Gençlik Birliği üyeleri, bazı öğretim üyeleri ve öğrenciler takip etti.
    'ANLAMADAN KUR'AN OKUMAYA BAŞLADIK'
    Kur'an-ı Kerim'in ilk ayetine 'söz' diyen Banu Avar, konuşmasında şunları söyledi: 'Tanzimatçılık batı demek. O dönemde Amerikalısı, İngiliz nasıl içimize sızdı belgeleri var. Eğitim sistemini nasıl perişan etti, belgeleri var. Atatürk'ün kapattığı mason locaları açıldı. Kolejler açıldı, korkunç ayrımlar başladı. Batının eğitimine tepki duyanlar tarikatların, cemaatlerin, batının oyuncağı olan birilerinin kucağına attılar. Nakşiler ve Nurcular tercih edildi. Arapça tekrar Türkçe'ye girdi, hiçbirimiz hiçbir şey anlamdan Kuran'ı Kerim'i okumaya başladık. Kur'an-ı Kerim'in ilk sözü neydi 'ikra'ydı. Oku, okuduğunu da anla demek istiyor, tabi anlamadan okuma diyor o da kaldırıldı bir şeyler söylüyoruz ama ne dediğini asla anlamıyoruz.'
    Kolejler vasıtasıyla yabancı dilde öğretimin tekrar başladığını anlatan Avar, bunun Osmanlı devletinin yıkılmasında etkili olduğunu savundu. Batı eğitimi alan kafalarla İslam olmayan İslam'ın beyinlere sokulduğunu ileri süren Avar, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, eski başbakan Bülent Ecevit, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın yabancı kaynaklı vakıfların eğitim kurumlarında eğitim aldığını, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ise tek Kürt araştırmaları olan bir üniversitede eğitildikten sonra Amerika'da özel bir kursa tabi tutulduğunu iddia etti.
    'ABDULLAH GÜL'Ü AMERİKA YETİŞTİRDİ' İDDİASI
    Avar, 'Amerikan bakanlığının sitesini açtığınızda orada yazar '56 cumhurbaşkanını ben yetiştirdim' diyor. Amerika, 'bir tanesi de Abdullah Gül'dür' diyor. Önceden belirlenmiş isimlere bakın. Aydınlar alınıyor, beyinler yıkandıktan sonra kendi memleketlerine gönderiliyor ve kendi halkına 'hayvan' diyor. Sayın başbakanımız belediye başkanı olduğunda her gazeteci gibi ben de başbakanın mal beyanına baktım. Bir evi, bir arsası vardı. Şu an dünyanın en zengin 8. başbakanı. Nasıl olur 15 sene içerisinde? Buna birisi cevap vermelidir, bir de Müslümanlık kullanılıyor. Bu nedenle Eren Erdem'i okuyacaksınız.' dedi.
    Son günlerde Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında gerçekleşen gözaltılara da değinen Banu Avar, 'İleri demokrasiye bak. Ne kadar gazeteci varsa içeride. Mükemmel bir demokrasi hayranlıkla izliyoruz.' dedi.
    'YAHUDİLER PALANDÖKEN'DEN İNMİYOR'
    Hükümetin özelleştirme politikasını eleştiren Banu Avar, şunları söyledi: 'Binali Yıldırım '20 bin dolar versin Telekom'u götürsün' diyor. O yüzden hepimiz dinleniyoruz şimdi. Kemal Unakıtan ortadan kayboldu, oğlu trilyonlarla oynuyor. Hepimizi kanser edecek GDO'lu mısırları satıyor. Bu hükümet GAP'ı da satmak istiyor. Erzurum'da Yahudiler Palandöken'den inmiyor. Şu an bütün dertleri Palandöken. Fırat ve Dicle kaynaklarını ele geçirebilirlerse, elektrikli arabaları için su lazım. Neden işsiziz anladınız mı? Her şeyimizi sattılar.'
    2 BİN KÖŞE YAZARININ SATIN ALINDIĞI İDDİASI
    Konuşmasında gazetecilerle ilgili açıklamalarda bulunan Avar, şu iddialarda bulundu: 'Bir kitap var, herkesin okumasını istiyorum kitabı. 18 yaşında bir çocuk yazdı. Çocuk hacker, oturup onun bunun e-maillerini okuyor. 2004 yılında Avrupa Birliği'nin buradaki temsilcisi Mehmet Ali Birand ile yazışıyor. Birand diyor ki; 20 bin dolarım nerede kaldı, geç kaldı. Hasan Cemal, Cengiz Çandar herkes bundan para istiyor. Bunlar önce Devlet Bahçeli'ye, Deniz Baykal'a gidiyor cevap alamıyor. Yılmaz Dikbaş'ın kitabı çıktı, belgesi ile söylüyor. Üst taraf satın alınır. Bizim 2 bin tane köşe yazarımız ve televizyonda arkadaşımız satın alınmış durumda.'
    Banu Avar'ın konferansını organize eden Güneş Vakfı'nın başkanlığını Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alpaslan Ceylan yapıyor.

  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra

    Teşekkürler Ferhat Keremgil kardeş.Selam.

  • Nalinnalin Denizdeniz
    Nalinnalin Denizdeniz

    Güne yakışmadı :(

  • Osman Tuğlu
    Osman Tuğlu

    Kudüs, bu şairin hakiki derdi, var olmak meselesi değil.

    Şiirin yavanlığından belli.

    Öyle olsaydı, Akifin Bülbül veya Çanakkale şiiiri gibi sahici bir şiir çıkardı ortaya.

    Dağlarcanın Bizim Vietnam Savaşımız şiirini hatırlatıyor.

TÜM YORUMLAR (45)